Ahmet Davutoğlu ve Yeni Türkiye

Mayıs 4, 2009

ahmetdavutoglu

Türkiye olarak geçen hafta çok önemli bir gelişmeye tanık olduk. 2003 yılından beri iktidarda olan Ak Parti yönetimi Dış işleri Bakanlığı görevine parlamento dışından birisini, Ahmet Davutoğlu’nu getirdi.

Ahmet Davutoğlu’nun kim olduğunu dilerseniz bir Arap Gazetesinden dinleyelim.

“Davutoğlu, Türkiye’nin dış politikada aktif olarak uluslararası arenada önemli roller oynamasını sağladı. Ortadoğu barışının gerçekleşmesi için büyük çaba harcadı. İsrail ile Suriye arasında yapılan mekik diplomasisinde 4 tur çok önemli görüşmelerin yapılmasını sağladı.”

Prof. Dr. Sabahattin Zaim

Prof. Dr. Sabahattin Zaim

Ahmet Davutoğlu kendisine has Osmanlı rüzgârıyla göreve geldi. Görevi alır almaz yaptığı ilk konuşmada ise önümüzdeki döneme mührünü vuracak Yeni Osmanlı Anlayışının sinyalini verdi.

Konuşmada, Osmanlı İmparatorluğu’nun Sınırlarını Çizerek, Türkiye’nin Balkan, Kafkasya, Karadeniz, Ortadoğu, Akdeniz, Hazar ve Etkileri İtibarıyla Körfez Ülkesi Olduğunu Vurguladı. Davutoğlu, “Bütün Bu Bölgelerde Türkiye, Düzen Kurucu Ülke Rolünü Üstlenmek Durumundadır” Dedi.

Hiç çekinmeden diyebilirim ki Ahmet Davutoğlu gelecek adına ümitlerimi yeniden canlandırdı. Zaten hiç ölmeyen Cihan Hâkimiyeti mefkûremiz onunla şahlanacağa benzer. Farkında mısınız bilmiyorum ama gelecek nesillere gururla örnek göstereceğimiz devlet adamlarının sayısı giderek artmakta.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hocası Prof. Dr. Sabahaddin Zaim’i maalesef geçtiğimiz senelerde kaybetmiştik. Neyse ki şimdi onunla aynı ruhu paylaşan bir diğer Profesör, Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin dış politikasına yön verecek.

Yazımı Yeni Dışişleri Bakan’ımızın sözleriyle bitirmek istiyorum:

“Bütün bu bölgelerde Türkiye, düzen kurucu ülke rolünü üstlenmek durumundadır. Bizim sadece 70 milyonu temsilimizin ötesinde her Türk’ün bulunduğu, geçmişte bu topraklarla her türlü irtibatı sürdürmüş olan bütün topraklara tarihi bir borcumuz var. Bu borcumuzu en iyi şekilde yerine getirmek durumundayız. En önemli değişim, kriz odaklı bir yaklaşımdan vizyon odaklı bir yaklaşıma geçmektir. Artık Ortadoğu, Kafkasya, Avrupa Birliği, Avrupa konularında Türk vizyonu vardır. Sadece krizlere tepki veren bir ülke değil krizleri olmadan fark edebilen, etkin bir şekilde müdahale edebilen, etrafında düzen kurucu bir ülkedir Türkiye.”


Simavlılar’da Osmanlı Ruhu

Nisan 27, 2009

dm12

SİMAVLILARDA OSMANLI RUHU



1299 yılında kurdurulan Osmanlı, 1923′e kadar bütün dünyaya adalet ve nizam dağıtmaya devam etti. Kurulması rasgele olmadığı gibi devir tesliminin de rasgele olmadığı muhakkak. Cumhuriyetimizin kuruluşuna denk gelen devir teslim dönemini az da olsa biliyoruz.  Fakat ne acıdır ki Osmanlı’nın kuruluşu hakkında yeteri kadar bilgi ve ilgi sahibi değiliz.

Sanırım, Simav’ı Simav yapan değerlerin kaynağı, kuruluş döneminde saklı. İşte pek çok yerde bahsedilen; “Osmanlı Ruhu”, “Osmanlı Adamı”, “Tam Bir Osmanlı”, “Yeni Osmanlılar” gibi tariflerin asıl kaynağı olan o malum ama bilinmeyen şey:

Eğer ekonomi ve işletmeyle az-çok ilgiliyseniz, birlikte şirket kurduğunuz güçleri bir arada tutmanın şirketi kurmaktan daha zor olduğunu bilirsiniz. Yapısı itibariyle En Büyük Şirket olan Devleti hakim kılan güçleri bir arada tutmanın zorluğu ise kıyas yoluyla anlaşılabilir. Binlerce devletin silinip gittiği tarih sahnesinde adeta bir sihirli elin yardımıyla neşv-ü nema bulmak; yüzyıllar boyu bu sahnede “şerefle” kalmak ve özü korumak: Gerçekten anlaşılamaz bir güç bu. Bu devletin ruhuna kurulurken ne üfürüldü ki bu kadar sağlam oldu.

Bu yazıdan hepimizin alması gerken dersler var. Simavlılar Ekibininde başladığı işi yarım bırakmaması için gereken dersleri çıkarması gerek.

Üfürülen tılsım: Osmanlı Ruhu: Nam-ı Diğer SAMİMİYET…

Osmanlı Samimiyeti karşındakinden sürekli bir şeyler isteme lüksünü sağlayan samimiyetlerden değil.. Tam aksine karşınmdaki için yaşadığın bir yaşam biçimidir. Bir örnekle açıklamak gerekirse: önemli bir kurumda staj yapmak istiyorsanız, size referans olacak kalifiye birine ihtiyacınız vardır. İşte onlar SAMİMİYETiniz olan kişilerdir. Tabiri caizse; belli bir hukukunuz olan kişilerdir. Ama Osmanlı Ruhunu temsil eden samimiyet bu demek değil.

Onu anlamak için misafirini ağırlama hazırlığındaki Simavlı bir köylü kadınını izleyebilirsiniz. Onunla misafiri arasında da bir samimiyet vardır ama o SAMİMİYETini her zaman FEDAKARLIK aynasından süzer. Kendisi ve eşine yedirmediği en güzel aşlıklarını kilerinden çıkarıp torunlarına, komşularına yedirir. En güzel işlemiş yorganlarını onlara örter. Modern dünyanın SAMİMİYET=TORPİL, SAMİMİYET=ÇIKAR, SAMİMİYET=ARKASI KUVVETLİ OLMAK eşitlikleri onun dolabında yoktur.

Özü Muhafaza Edebilmek

Osman Bey’i oğlu minik Orhan’ın beşiğinden alıp Bizans ordusunun karşısına diken güç de budur. Onlar her manada samimiydiler. Davalarında da, tavırlarında da hep samimiydiler. Malesef bizler bugün en ufak bir zorluk karşısında pes etme zaafiyetindeyiz. Oysa onlar zorlukları dostlukların meyvesi bilip vazgeçmediler. Onlar İlahi İradeyle dosttular. İstanbul’a giriş de, İstanbul’dan çıkıp Roma’ya yol alış da bundandı. Onlar hep Allah’ın rızasının peşinde olunca millet de onlardan razı oldu…

Siyasi fikirlerin sabit olduğunu sanmıyorum. Bu yüzden illa ki şu parti bu parti diye diretmeyi de lüzumsuz görüyorum. Tek şunu biliyorum: o da bu milletin razı olduğu yönetimden Allah’ın da razı olduğudur. Çünkü bu milletin mayasında hep güzellikler var, hayır var. Şu anda gördüğümüz kötü haller, terör, cinnetler ise bitkilere sıkılmış tarım ilaçları gibidir; sabırla yıkayınca geçer… Yeter ki özümüzü kaybetmeyelim.

Selametle

Simavlilar.com Ekibi adına,

Murat Umutlu

Simavlilar.com Tasarım ve Alt Yapı Sorumlusu

27 Nisan 2009 Pazartesi / İstanbul


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.