Simav Ulucamii Mihrabındaki Ayyıldız Kabartmalar Nerede

gurirmak1Bir süredir Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımı ihale edilerek tamir gören 3 tarihi taş camimiz belkide ilk defa aslına uygun bir şekilde onarım görüyorlar.

Bir süredir Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımı ihale edilerek tamir gören 3 tarihi taş camimiz belkide ilk defa aslına uygun bir şekilde onarım görüyorlar. Simav-Merkezdeki bu camilerimiz SİMAV BABİK BEY (ULU) CAMİİ -Yapımı 1425 yılından önce, ÜZÜM PAZARI CAMİİ-yapımı 1670 ve ŞEYH BEDRETTİN CAMİİ-yapımı 1829 yılı (Onarım yılı olabilir)….İşte bu camilerimizin aslına uygun tamiri için karar verenlerden, vesile olanlardan Allah razı olsun…

Müftülüğümüzün tam karşısında olan Üzüm Pazarı camii Türkiye’de KABE ölçülerinde ender yapılan kare planlı camilerimizdendir…Evliya Çelebinin 1671 yılındaki seyahatnamsindeki kayıta göre 1670 yılı yapımıdır…1966 senesinde son cemaat bölümü eklenmiş ve üzerinede UYDURUKTAN TEMELSİZ BİR MİNARE konulmuştur…Geçen yıl onarımı bitirilen bu camimizin 1966 yılında yapılan ve estetiği olmayan eklerinden kurtarılarak ilk yapıldığı 1670 yılı mimarisine tekrar kavuştulmuştur…Hisartepe eteğindeki Şeyh Bedrettin Camiininde onarımı bitirildi.Ahşaptan olan bu camimizin tabelasında yapımı yılı 1829 yılı yazılıysada büyük bir ihtimalle ONARIM YILI tarihi olmalıdır…Ünlü Şeyh Bedrettin 1358-1420 Tarihlerinde yaşamıştır…Bu camiide o yıllara kadar yapım yılı götürülebilir.Ancak onarımlarla ilk özelliklerini kaybettiği ortadadır.

Gelelim bütün SİMAV İLÇESİ’nin en eski en kıdemli camiisi ULU CAMİMİZE,,,Camimiz ilk Simav’ın yerleşim yerlerinden Harmancık=(CUMA) Mahallesinde görkemli bir mevkide inşa edilidir. 1966 yılında basılan İŞTE SİMAV kitabının 38’inci sayfasında Namık bey cami sahibi Süleyman Çavuş’tur. Yapımı 1542 yılına rastlamaktadır..Bolvadin Yörükleri tarafından yapıldığı söylenmektedir.Çevresi Fundalık olduğundan yaşlı Simavlılar FINDIKLI CAMİİ’de demektedir. Geniş bahçesinde bulunan havuz 1933’te yapılmıştır.Caminin vakfı iken yanındaki hamam 1947 senesinde BELEDİYE tarafından alınmıştır kaydı yazılıdır…Son bilgilerime göre bu metne ek yapayım…Kapısındaki kitabesinde 1551 yılında yapılmıştır yazılıdır.Sahibi denilen Süleyman Çavuş yaptıran değil, o tarihte onarandır. Süleyman Çavuş’un komşu Şaphane Koca Seyfullah Camiisini yaptıran Koca Seyfullah gibi ünlü MİMAR SİNAN’ın kalfalarından olduğunu sanıyorum…

Değerli okuyucularım ve hemşehrilerim ULU Camimiz ve Külliyesi (Kampüsü) olan HAN’ı ve HAMAM’ı ile ilgili başlı başına bir kitap yazılabilir. Camiinin HAN’ı geçen yüzyılda ortadan kalktığı bilgisine sahibiz.ARSASINDA bugün 1966 yılında yapılan FATİH İLKÖĞRETİM OKULU binası yer alıyor…Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde BABUK BEY HAMAMI olarak geçen yapı ise (2007 YILINDA) geçtiğimiz aylarda SONSUZLUĞA GÖNDERİLMEK ÜZERE yıktırılmıştır. Elbette bu hamamımız ilk yapıldığı özelliklerinde değildi.. Ama Beylikler dönemi mimarisinde idi…İçinde çok yıkandım…hatıralarımız var…kapısındaki tabelada ilk tamiri 1948 ikinci tamiri 1991 YILI yazılıydı..Bu hamamı 27.Nisan.1989 Tarihinde gezen, fotoğraflayan üniversite hocası Ali Osman Uysal’ın 2006 yılında basılan GERMİYANOĞULLARI BEYLİĞİNİN MİMARİ ESELERİ isimli kitabında plan grafikleriyle birlikte anlatımı var…Ben birşey yazmıyorum. Siyasetçilerimiz daha iyi bilir ve yaparlar…Bir ÖZ SİMAVLI olarak bu hocamıza bu eserinden ötürü teşekkür ediyorum…Bu gün 18.Mart Üniversitesinde öğretim görevlisi olan A.Osman UYSAL hocamızın bu adını yazdığım eserinde SİMAV ULU CAMİSİNİN tarihlemesini yani yapım yılının 1425’ten önce yapılmış olabileceğini kayıt düşmüş…Kapı kitabesindeki 1551 yılının onarım yılı olarak belirtmiş…Sonra caminin 1953 yılında esaslı bir onarımdan geçtiğini belirtmiş…Sonra Evliya Çelebinin gördüğü minarenin şimdiki minare olmadığını depremlerle yılılıp takrarı olabileceğini dikkat çekerek kuzey ön cephesindeki duvardaki kavisli 5 bölüm çizgisinin 5 kubbeli son cemaat yeri olması gerektiğini yazmış…sonra…BU SİMAV ULU CAMİSİ ki bence 1350 ile 1400 Yılları arasında yapılmış olabilir.Çünkü Vakıf kayıtlarında yaptıranı BABİK=BABUK bey bu senelerde yaşadığı biliniyor..Neyse camimizin çok önemli bir özelliğini A.Osman Uysal hocamızın kitabında yazdığına göre 1447 yılı yapımlı EDİRNE ÜÇ ŞEREFELİ CAMİİ ile 1489 Yılı yapımlı MANİSA HATUNİYE CAMİİ planlarına benzemekte belkide ÖRNEK olmuştur demiş…

Değerli hocamız 1989 nisan ayında gezdiği Simav ulu camimizin MİHRABI’nı (hocanın namaz kıldığı yer) şöyle görüp yazmış; “Basit bir nişten ibaret olan Mihrap,üçtarafından yeşil boya ile meydana getirilmiş geniş bir bordürle kuşatılmıştır.Nişin üstündeki kızılkahverengi kartuşun yüzeyine ‘ KUL VE CEHELE ŞATIRÜ’L- MESCİD’İL MİHRAB’ bunun yukarısında, yeşil renkli boya üzerinde beyaz yaprak desenleriyle meydana getirilmiş çerçevenin içinde ise ‘BİSMİLLARAHİRAHMANİRAHİM’ yazılmıştır. Kenar köşelerinde AY YILDIZ ,20.yüzyıl başlarında eklektik uslübunda çok sevilen ve her türlü yapıda sıkça kullanılan bir motiftir.Aynı motif kütüphane binasında (1903 yılı) kapının kemer konsullarında karşımıza çıkmaktadır ” demiş…
Sayın okuyucularım yukarıdaki MİHRAB tarifine bu camimizde Cuma namazları kılarken defalarca bakmışımdır…Bence AY YILDIZ motifleri 100 yıldır değil sanki caminin ilk yapıldığı yıllardan gibidir…Bu Ay yıldızlar mihrabın sağı ve solunda hafif kabartma halinde yapılıydı…Bu ay yıldızlar yani bayrağımızdaki gibi beni çok etkilemiştir. Hatta son gördüğümde yıldızlardan birinin bir ucu-köşesi kopuktu…Evet sanıyorum 5 yada 6 sene önce BU MİHRAP VE AY YILDILARIN üzeri KÜTAHYA ÇİNİLERİYLE KOMPLE KAPATILMIŞTIR….Son yıllarda camilerimize hazır KÜTAHYA çini hazır mihrapları yapılmaktada camilerin ilk yapılan mihrapları yok edilip ortadan kaldırılmaktadır…Peki Kütahya çinileri sanatsalmıdır heyhat hepsi de fabrikasyon ucuz işçilik olup sanatsal değerleri yoktur…Hem biz SİMAVLILAR kütahyalılar gibi ÇİNİCİ değiliz….ÇİNİ onların olsun….BİZ HALICIYIZ….16.YÜZYIL OSMANLI SARAY HALILARI SİMAV’da dokunuyordu…Kütahya merkezde değil….Mihraplarımıza Simav halısının örnekleri çizilmeli kendi ilçemizin kültürünü yansıtmalıyız derim…

* AY YILDIZ SİMGESİ, TEK TANRI’YA İŞARET*
Bayrağımız bu günkü son şekli 29.Mayı.1936 tarih ve 2994 sayılı Türk Bayrağı kanunu ile belirlenmiş.Bu şekille ilgili en eski belge 27.Haziran.1793 tarihlidir. Ama bu ay ve yıldız (ya da yıldıza benzer Güneş şekli) 6.asırda Orta Asya’da kurulan GÖKTÜRK devletinden beri Türklerce kullanıldığı söyleniyor… ‘B Harfinin on bin yıllık hikayesi’ kitabının yazarı Doğan Erçetin’in araştırmalarına göre ‘TÜRKLER hep tek tanrıya inanmışlar. Eski Türk çağlarının OM tamgası, Arapça “NUN” harfininde kaynağımış. Bu om ve nun harfi çizimleri TÜRK BAYRAĞINDAKİ AY YILDIZ’ında kökeniymiş. Bu yoruma göre Türk Bayrağındaki AY YILDIZ Gök Tanrı’nın TAMGASI=DAMGASI=İŞARETİ olmakta olup “ALLAH” şeklinde okunması gereken bir resim tamgası/Harfidir. Tarih boyunca Türk Milletine “TANRININ ASKERLERİ” denilmesinin kökeninde yatan etkenlerden biriymiş bu damga-harf…..İlginç bir rastlantımıdır nedir…Simav Ulu Camisi Germiyan Beyliği Komutanlarından BABİK=BABUK HAN isimli kişininde adı Orta Asya Moğol TÜRKÇESİ anlamı BA= TANRI, BİK= BEY’İ anlamına denk düşüyor…Camimizi yaptıran BABİK=BABUK isimleri ‘ TANRI’NIN BEY’İ, TANRI’NIN VEKİLİ tercüme edebiliyoruz…Yine bu kitabın 80’inci sayfasında “BA” = EN YÜCE yani Tanrı,Allah anlamlarındaymış…Tabiiki BİG=BUK da BEY anlamlarının o çağda söyleniş halidir…BABİK BEY’in Komşu EMET ilçe merkezinde de ismini taşıyan camisi bulunuyor..Germiyan Beyliği FETİH komutanlarından olan BABUK HAN’ın kabri BU GÜN KAYSERİ’nin Yanıkoğlan Mahallesindeki ZAVİYESİNİN BAHÇESİNDE gömülü olduğunu öğrendik…

ULU CAMİMİZİ onaranlardan ricam şu….nasıl ki Üzümpazarı Camimizin 1966 yılında yapılmış son cemaat bölümünü ve temelsiz uyduruk minaresini yıkıp ilk yapım dönemine getirdiniz…..BU CAMİMİZİNDE İLK HALİ görünümüne kavuşturmanınızı bekleriz….MİHRABTAKİ AY YILDIZLARIMIZI GERİYE KOYUNUZ…ÇÜNKÜ ATALARIMIZIN bize emanetidir…….Üstüne yapılan Kütahya çinilerini söküp ,kazıyınız….KABARTMA AY YILDIZLARIMIZI kazımışlarsa yukarıda fotoğraflarını takdim ediyorum…Lütfen benzerini yapınız……TÜRK BAYRAĞININ AY YILDIZI CAMİMİZİN MİHRABINDAN SİLİNEMEZ… SİLİNMEMELİ…

“BİLMEYENLER NE BİLSİN BİZİ, BİLENLERE SELAM OLSUN” -yunus emre-

SAYGI VE SELAMLARIMLA…..23-MAYIS-2008-İZMİR

Reklamlar

Simav’a Dair Hayallerim

simav_hayalleri

Geçen sefer ki yazısıyla Simavlilar.com’un gurur tablosunda en üst sırayı kaptı Halil İbrahim Zor Bey. Görülen o ki Halil Bey’in yazıları sadece Türkiye’de değil; Almanya, Rusya, Fransa, Amerika ve İran’da dahi 2000’i aşkın kullanıcı tarafından okunuyor.

Halil İbrahim Zor Bey’in bu haftaki yazısı ise Simav için Proje Geliştirenlere ışık tutacak mahiyette. Ben de şahsım adına Halil İbrahim Bey’in başarısını kutlar, güzel yazılarının devamını dilerim.

Mustafa…

Bacasından duman çıkmayan (her eve jeotermal)

Depreme dayanıklı evlerin yapıldığı.

Engelli Simavlıların rahat hareket ettiği kaldırımların,

Ağaçlandırılmış yolların yapıldığı.

Otopark sorunu olmayan,

Görüntü kirliliği olmadan şehirleşen.

Çocuklar için oyun alanlarının olduğu,

Okullarındaki eğitimin en üst düzeyde olduğu,

Asayişi tam olan,

Sağlık problemlerini çözmüş,

Köylerinin yollarını yapmış,

Köylerdeki göçü durdurmuş,

Eynalı marka yapmış,

Jeotermal enerji ile seracılığı gelişmiş,

Simav dışındaki iş adamlarının yatırım yaptıkları,

(Simav dışında o kadar iş adamamız varki)

Ana arterlere en hızlı ve güvenli ulaşımı olan,

(Simav İzmir yolu)

(Simav bursa yolu)

(Simav Kütahya yolu)

Çalışanların sabahlar mutlulukla birbirine ”günaydın” dediği.

Akşam isten dönenlerin elinin dolu olduğu.

SİMAV…

BU HAYALLERİM ÇOKMU DERSİNİZ…!!!

Karahan’dan Bahar Şenlikleri Konseri

Simav’ Belediye Başkanı Kasım Karahan, Bahar Şenlikleri kapsamında tertipledikleri açık hava konserine bu yıl Türk Pop Müziğinin güçlü isimlerinden Zeynep ve Sıla’nın katılacağını bildirdi. 16 Mayıs Cumartesi akşamı Akbaldır Stadında düzenledikleri Zeynep ve Sıla konserine tüm Simav halkının davetli olduğunu bildiren Karahan, konserin vatandaşlara ücretsiz olacağını dile getirdi.

Belediye olarak bu tür sosyal ve kültürel etkinliklerin her zaman içerisinde olacaklarını kaydeden Karahan, Zeynep ve Sıla gibi Türk Pop Müziğinde isim yapmış iki güzide sanatçının 16 Mayıs Cumartesi akşamı Akbaldır Stadyumunda sunacakları açık hava konserinin 17 Şubat’ta meydana gelen 5 şiddetindeki depremde moralleri iyice bozulan vatandaşlara moral ve motivasyon açısından iyi geleceğini umduklarını vurguladı.

İşte Simav Farkı: Gözleme Hayırı

Kütahya Simav’a bağlı Fatih Mahallesinde bir araya gelen hanımlar, boş bir arsada 10 ayrı saç üzerinde pişirdikleri gözlemeleri yoldan gelip geçen herkese dağıttı.

Mahalle halkından 72 yaşındaki Havva Aslan’ın önderliğinde evlerinden getirdikleri un ve sıvı yağlarla elde ettikleri gözlemeleri yoldan gelip geçen herkese dağıtan Fatih mahallesinin hayırsever hanımları ilk kez bu yıl başlattıkları geleneği gelecek yıllarda da tekrarlamak istediklerini ifade etti.

Simav’da 17 Şubat’ta meydana gelen. Bir kişinin ölümüne, iki kişinin yaralanmasına ve 40 dolayındaki konutun hasar görmesine yol açan 5 büyüklüğündeki depremin ardından bu güne kadar sayısız artçı deprem yaşadıklarını dile getiren Havva Aslan, meydana gelen sayısız depremlerden mahalle halkı olarak etkilenmediklerini dile getirdi. Allah’a şükretmek amacıyla böyle hayırlı bir etkinlik düzenlemek istediklerini ifade eden Aslan, hanımlarından katkılarıyla mahallede boş bir arsada pişirdikleri gözlemeleri yoldan gelip geçen herkese dağıttıklarını bildirdi.

Bu şekilde Allah’ın mahalle başta olmak üzere Simav’ı her türlü hata, kaza ve belalardan koruyacaklarına inandıklarını kaydeden Aslan, vatandaşlardan büyük rağbet gördükleri bu tür etkinliği gelecek yıldan itibaren geleneksel hale getirmeyi arzuladıklarını bildirdi. Aslan, mahallede yaşayan hanımların tamamının etkinliğe gönüllü olarak katıldığını ve herkesin evinden getirdiği un ve sıvı yağlardan elde ettikleri gözlemeleri gün boyu saçlarda pişirerek halka dağıttıklarını söyledi. Aslan, ”Gözlemeler bitince kendi aramızda şükür duasında bulunduk. Yüce Rabbimden hayırlarımızı kabul etmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Fatih Mahallesi Muhtarı İsmail Sülün, hanımların tertiplediği “Gözlemeli Şükür Hayırı” na erkeklerin hiç karışmadığını bildirdi. Sülün, hanımların işlerine erkekleri bilerek ve isteyerek karıştırmadıklarını kaydetti.

Türkiye Kömür İşletmeleri Kömürden Gaz Üretecek

Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Genel Müdürü Selahaddin Anaç, kömürden gaz üretimi için Tunçbilek’te bir pilot tesis kuracaklarını ve projeyle metanol, amonyak veya sentetik doğal gaz gibi ürünler üreterek Türkiye’nin ihtiyacı olan ürün çeşitliliğini sağlamayı amaçladıklarını bildirdi.

TKİ ile Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı tarafından ”Madenlerimizi Tanıyalım” programı çerçevesinde Kütahya’da TKİ Tunçbilek Garp Linyit İşletmesi ile Seyitömer Linyit işletmesindeki linyit sahalarında üretim faaliyetlerini göstermek amacıyla bir gezi düzenlendi.

Söz konusu işletmeler hakkında yerinde bilgi veren TKİ Genel Müdürü Selahaddin Anaç, termik santrallerde elektrik üretmek üzere enerji sektöründe, sanayi sektöründe ve ısınma amaçlı olarak kullanılan kömürün Türkiye’nin önemli bir yer altı zenginliği olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin 2009 yılı itibariyle taşkömürü rezervinin 1,3 milyar ton ve linyit rezervinin 12,4 milyar ton olduğunu bildiren Anaç, kömür üretiminin yıllara göre artığına geçen yıl da 84 milyon tona ulaştığına işaret etti.

2002’den bu yana kömüre olan talepte ciddi bir sıçrama yakalandığına dikkati çeken Anaç, TKİ’nin yıllık 45 milyon tonluk üretim kapasitesine sahip olduğunu, son olarak 39 milyon tonluk üretim gerçekleştirdiklerini söyledi.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla da linyit rezervlerinin geliştirilmesi ve yeni sahalarda linyit aranması projesini TKİ koordinatörlüğünde ETİ Maden, Türkiye Petrol Rafinerileri Anonim Ortaklığı (TPAO), Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Devlet Su İşlerinin (DSİ) katılımıyla başlattıklarını anlatan Anaç, bu çalışmalarla Trakya, Soma ve Karapınar havzasında yeni kömürler bulunduğunu, bilinen sahalarda da rezerv artışları sağlandığını ifade etti.

Anaç, ”madencilik olarak önümüz açık, kömüre çok önem veriyoruz çalışmalarımız umut verici” diye konuştu.

-KÖMÜRDEN GAZ ÜRETİMİ İÇİN PİLOT TESİS KURULACAK-

Kömürün eskisi gibi sobanın içinde yakılma döneminin artık geçtiğini belirten Anaç, temiz kömür teknolojileri konusunda çalışmalar yaptıklarını bildirdi.

Son yıllarda TKİ’nin kömür yıkama ve torbalama tesisleri kapasitesini artırma yönünde de ciddi faaliyetler yaptığını belirten Anaç, ayrıca lavvar, ince atıkların değerlendirilmesi ve briketleme, kuru kömür zenginleştirme uygulanabilirliğinin araştırılması üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Öte yandan linyitlerin gazlaştırma yönünden karekterizasyonu ve gazlaştırılarak sentez gazı, sıvı yakıt, çeşitli kimyasallar üretimi konusunda çeşitli ulusal ve uluslararası ölçek araştırma kurumları ve üniversiteler ile pilot ölçekli projeler başlatıldığını anlatan Anaç, kömürden gaz ve sıvı yakıt üretimi projesi noktasında da İTÜ ile işbirliği yaptıklarını kaydetti.

Bu amaçla Tunçbilek’te bir pilot tesis kurulacağını ve saatte 250 kilogram kapasiteli bu tesiste linyitin gazlaştırılacağını ifade eden Anaç, şöyle devam etti:

”Tunçbilek’te bir araştırma merkezi kurmak istiyoruz. Burada Tunçbilek, Seyitömer ve özel teşebbüse ait kömürlerin denenebileceği bir araştırma platformu kurmayı düşünüyoruz. Bu çalışmalarımızı da hemen hemen tamamlamış durumdayız. Bu yıl ihaleye çıkıyoruz, pilot tesisi kuracağız. Kömürü gazlaştırma projesinin burada çok önemli bir tarihsel anlamı var. Çünkü Seyitömer kömürü 1968’li yıllarda gazlaştırılarak amonyak elde edilmiş. İnşallah biz de bunun gibi, metanol, amonyak veya sentetik doğal gaz veya başka bir kimyasal ürün üreterek ülkemizin ihtiyacı olan ürün çeşitliliğini sağlamış olacağız. Pilot çalışma bu yılın sonunda tamamlanacak ama bunların da bir fizibilite çalışması olacak. Bu amaçla da ABD ile yaptığımız numune üzerine denemeler var. Bu denemeler sonucunda da eğer ticari olarak anlamlıysa bunları üretmeyi düşünüyoruz.

Buradan ilk etapta gaz olarak üretim sağlanacak. Daha sonra da metanol düşünüyoruz. Metanol Türkiye’de hiç üretilmiyor ve biodizelde kullanılıyor. Tamamı ithal ediliyor. İthalatı durduracağız başarılı olursak.”

-KÖMÜRÜN ALTERNATİF KULLANIMI HÜMİK ASİT ÜRETİMİ-

Kömürün alternatif kullanımına dönük yaptıkları çalışmalar sonucunda da Konya Ilgın’da hümik asit pilot tesisi kurulduğunu ifade eden Anaç, Türkiye’de yeni ve doğal organik madde düzenleyici olarak kullanılabilecek en önemli maddelerden olan hümik ve fülvik asit üretilmesi kapsamında da bugün kadar 250 bin litre sıvı ürün ve 22 ton civarında katı ürün elde edildiğini kaydetti. Anaç, Tunçbilek’te üretilen üründen şu ana kadar da 80 bin litrelik satış gerçekleştirildiğini halen çeşitli kurum ve kuruluşlara pazarlama çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

-YOKSULLARA KÖMÜR DAĞITIMI-

Bir gazetecinin Adana Tufanbeyli’de Sabancı Holding’e bağlı Enerjisa’nın santral kurma çalışmaları hatırlatması üzerine Anaç, Sabancı’nın söz konusu havzada kendisine ait 450 megavatlık santral kurabileceği bir sahası olduğunu, bunun bitişiğinde de TKİ’nin sahası bulunduğunu söyledi.

Yasal açıdan da her iki sahanın birlikte işletilmesi daha ekonomik olduğu için karşılıklı müzakereyle Sabancı Grubuyla yaklaşık 6 aydır çalıştıklarını anlatan Anaç, ”anlaşırsak, iki sahada 2×450 megavat olacak. Bu da ülkemizin arz güvenliği açısından değerlendirilip, satılarak ya da kiralanarak değerlendirilebilir. Onlar satın almak istiyorlar. Biz de satmak istiyoruz. Bedeli müzakereler sonucu belli olabilir” diye konuştu.

Bedelsiz kömür dağıtımına ilişkin bir soru üzerine de TKİ olarak 2003 yılından beri ”fakir fukara kömürü” dağıttıklarını hatırlatan Anaç, bir çok eleştiriye rağmen, bu uygulamanın ithal kömüre karşı yaklaşık 800 bin tonluk bir ikame yarattığını, 955 ilçede ithal kömür yerine yoksul vatandaşların Türkiye’nin kendi ürettiği kömürleri tükettiğini kaydetti.

TKİ Genel Müdürü Anaç şöyle devam etti:

”Bu çok önemli bir proje Türkiye için. Bu yıl Erzurum da 1 ton kömür 800 liraya çıktı. O zaman TKİ iştiraki olan bir şirket Samsun’da yaklaşık 1000 ton kömürü valilik üzerinden orada satmaya başlayınca fiyatlar 500 liraya kadar indi. Dolayısıyla TKİ bu tür regülasyon görevlerini yapmaya devam edecektir. 15 milyon ton civarında bir ithal kömür var bunun 7 milyon tonu yakacak ve sanayi amaçlı. Biz de bunun içinde yaklaşık 6,5 milyon tonluk bir üretimimiz var. 2008 yılında 2 milyon tona yakın kömür dağıtıldı. 2009 için talep toplama aşamasındayız. Çevre kirliliği yaratmayacak olan çevredeki temiz kömürleri dağıtıyoruz.”

-”ELEKTRİK İHTİYACININ TÜMÜNÜ REZERVLERİMİZ KARŞILAYABİLİR”-

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Güven Önal da Türkiye’nin enerjideki en büyük sorununu dışa bağımlılık olduğunu belirtti. Türkiye’de elektriğin yüzde 50’sinin doğal gazla üretildiğine işaret eden Önal, ülkede tüm elektrik ihtiyacı karşılayabilecek kömür rezervi bulunduğunu kaydetti.

Önal, ”Türkiye enerjisine, elektriğine yetecek kömür rezervine sahip, ülkemiz yıllarca (kömür pistir doğal gaz fuel-oil alalım) diye kandırıldı” dedi.

Güven Önal’ın verdiği bilgiye göre, 12 milyar tonluk kömür rezervinin yarısının kullanılması durumunda Türkiye’nin 20 yıllık enerji ihtiyacı karşılanabilir.

-TOPRAĞIN ALTINDAN TORBALARA-

Öte yandan kömür üretimi bir çok prosesi gerektiren emek yoğun ve zorlu bir iş. Özetle açık ocaklarda maden yatağının üzerindeki veya kontağındaki örtü tabakasının gevşetilerek, kazınıp ve yüklenirken (dekapaj) kömür özel ızgaralardan geçirilerek ya da elle taşlardan ayıklanıyor. Daha sonra lavvar tesislerinde yıkanarak zenginleştirilen ve yabancı maddelerden ayrılan kömür son etapta da ya elektriğe dönüştürülmek üzere termik santrallere ya da tuğla, çimento, tekstil fabrikaları gibi tesislerde kullanılmak üzere sanayiye naklediliyor.

Isınma amaçlı kullanılmak üzere ayrılan kömür ise torbalama tesislerinde torbalanıyor. Yer altı ocaklarında ise çalışma ortamının oldukça zor. TKİ bünyesinde yer altı yangınları, grizu parlaması ve patlaması gibi kazalara karşı uzman ekip hazır bulundurulurken, iş kazalarının son 5 yılda oldukça düşük seviyeler indiği belirtiliyor.

TKİ’nin bünyesinde Garp, Ilgın, Ege Linyitleri, Çan, Güney Ege Linyitleri, Yeniköy Seyitömer, Bursa Linyit İşletme Müesseseleri olmak üzere 8 işletme bulunuyor.

-BİNLERCE YILLIK TARİHİN ALTINDA KÖMÜR VAR-

Öte yandan Seyitömer açık ocak sınırları içinde bulunan Seyitömer höyüğünün altında 12 milyon tona yakın kömür rezervinin bulunduğu bildirildi.

Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen, Seyitömer Höyüğündeki 2006 yılında başlayan kazı çalışmalarının devam ettiğini belirtirken, kazılarda M.Ö 1800’lü yıllara ait bulgulara rastladıklarını anlattı.

Yapılan kazılarda şu ana kadar 3 bine yakın eser çıktığını belirten Bilgen, kazılarda çıkan eserlerin sergilenmesi amacıyla da TKİ’den müze talebinde bulunduklarını söyledi.

Höyüğü kazdıkça Roma, Helenistik, Pers gibi eski dönemlere rastladıklarını, ayrıca burada 7 büyüklüğünde bir depremin etkilediği yıkıntılara ulaştıklarını anlatan Bilgen, geldikleri katmanda depremde hayatını yitirmiş bir çok insanın iskeletine ulaştıklarını söyledi.

Bilgen höyük alanındaki alanda 12 milyon tonluk kömür rezervinin değerlendirilmesi için öncelikle kazıların tamamlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Simav’da Depreme Karşı Bina Denetlemeleri

17 Şubat depreminden sonra Simav’da devam eden artçı sarsıntılar, hasarlı binaların onarılmasına veya güçlendirilmesine neden oluyor.
Son günlerde artçı sarsıntıların sıklaşması ise Simav’da özellikle bina güçlendirme çalışmalarını ön plana çıkardığı gözlendi.
Kayacan caddesinde bulunan Simav Ticaret ve Sanayi Odası ile TEDAŞ’ın kullandığı 5 katlı binanın olası depremlere karşı dayanıklılığı test ediliyor.
Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü ile Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Simav’a gelen teknik ekip, söz konusu binada teknik inceleme başlattı. Binanın zemin katından itibaren binanın taşıyıcı kolan ve pabuçlarında ölçümler gerçekleştiren, kullanılan demirlerin özelliklerini tespit ederek kolonlardan beton numuneleri alan ekip, bina dışında da zemin etüdünü gerçekleştirdi.
Yapılan çalışmalara katılan Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdal Akyol, İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Salih Yılmaz, Doç. Dr. Yavuz Selim Tama, Doç. Dr. Hayri Ün ve Doç. Dr. Ahmet Sarışın ortak bir açıklama yaparak, birinci derecede deprem bölgesinde olan Simav’da talep üzerine bazı binalarda depreme karşı binaların dayanıklılık testini gerçekleştirdiklerini ifade ettiler.
Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdal Akyol, binalarda adeta kolonların röntgenlerini çektiklerini, kolon içindeki demir aksamların özelliklerini belirlediklerini ifade ederek, “Kolonlardan aldığımız numuneler ile zemin etüdü uygulamasında aldığımız numuneleri laboratuarlarımızda test edeceğiz. Her türlü verileri bilgisayarda sayısal ortama aktarıp verileri 2007 yılı Deprem Yönetmeliğine bağlı kalarak değerlendireceğiz. Bu işlemler sonucunda da test yapılan binanın hafif, orta ve ağır şiddetteki depremlere karşı alacağı hasarı, bu hasar karşısında da binada oturulup oturulamayacağını hatta binanın nasıl bir güçlendirme yapılarak kullanılabileceğini rapor halinde bina sahiplerine sunacağız” diye konuştu.
Artçı sarsıntıların sık olarak yaşanmasının bir bakıma enerji boşalması olarak yorumlanması gerektiğini de sözlerine ekleyen Akyol, “Simav, birinci derecede deprem kuşağında. Öncelikle Simav halkı depremle yaşamayı kabullenmek zorunda. Bunu yaparken de binaların depreme dayanıklılığını da bilmeli. Bu açıdan yapılacak yeni binalar da mutlaka 2007 Deprem Yönetmeliğine uygun olarak yapılmalıdır” dedi.

Deprem Dedikoduları

KÜTAHYA’nın Simav İlçesi’nde, 17 Şubat’ta meydana gelen 5 büyüklüğündeki deprem ardından, son birkaç günden bu yana görülen orta ve hafif büyüklükteki sarsıntılar, “7 büyüklüğünde deprem olacak” söylentilerine neden oldu. Bazı kişiler sokaklarda sabahladı.

Simav’da 17 Şubat’ta 1 kişinin ölümüne, 2 kişinin yaralanmasına, 36 konutun zarar görmesine yol açan deprem ardından beşik gibi sallanmaya devam eden Kütahya’nın 25 bin nüfuslu ilçesi Simav’da, son birkaç gündür orta ve hafif büyüklükte çok sayıdaki deprem meydana geldi. Bu durum, halkın düzelmeye başlayan psikolojilerinin yeniden bozulmasına yol açtı. İlçede büyük deprem olacağı söylentisi kulaktan kulağa yayılırken, çok sayıda kişinin bu durumun tedirginliğini yaşadığı ifade edildi.

Dün saat 19.02’de meydana gelen 3.2 büyüklüğündeki deprem ardından ise ‘deprem dede’ olarak bilinen Ahmet Mete Işıkara’nın Simav’da tanıdığı birkaç kişiyi arayıp, “Bu gece Simav’da 7 büyüklüğünde deprem bekliyorum. Vatandaşları uyarın. Evlerini terk etsinler. Bunun yanında Eynal Kaplıcaları İşletmesi’ni de aradım. Sıcak suların vanalarını açmalarını istedim. Yoksa Simavlı bu gece saat 22.00- 23.00 saatleri arasında meydana gelecek 7 büyüklüğündeki büyük depremle yerle bir olacak. Vatandaş kaynar sularda haşlanacak” dediği, internette de bu konuda açıklamalarda bulunduğu iddia edildi.

Asılsız söylentiler üzerine, yüksek katlı binalarda oturan bazı kişiler ile ilçede öğrenim gören üniversiteli öğrencilerin başı çektiği grup, geceyi sokakta ve araçlarda geçirdi. Tedirgin kalabalık, 22.00- 23.00 saatleri arasında olması beklenen 7 büyüklüğündeki büyük depremi bekledi. Simav’da sabah saatlerinde de deprem söylentileri devam etti.