Naşa’lı Ahmet Efe

Naşa’lı Ahmet Çanakkale’de askerdir. Fakat askerliği bir türlü bitmez. Komutan onu bir türlü terhis etmemektedir. O devirde askerliğe yakalanan kolay kolay kurtulamaz. Bu yüzden çeşitli rüşvet olayları dönmektedir. Komutanın istediği parayı getirirse terhis olacağı söylenir. Naşa’lı Ahmet’in Para bulabilmesi için komutan kısa süreliğine izin verir. Naşa’lı Ahmet hazır köyüne gelmişken bir de nişanlanır. Bu arada parayı denkleştirerek geri döner ve komutana verir. Artık terhisini beklemektedir. Fakat beklemesi boşunadır. Aldatıldığını anlayan Naşa’lı komutanını vurur. Kaçar Simav’a gelir. Simav dağlarını kendine mesken tutar.

Genellikle Simav ile Gediz arasında dağlarda yaşayan Naşa’lı Ahmet zaman zaman Gediz pazarında görülür. Simavlılarla yavuklusuna haber gönderir. Bazen de Simav’a inerek yaren toplantılarına katılır.

Hisarköylü Şalgamlar padişahın Kütahya yöresinde güvenliği sağlamakla görevlendirdiği kişilerdir. Naşa’lı Ahmet’i yakalama görevi de onlara verilir.

Naşa’lı Ahmet Efe’nin, Akdağ Yaylası’nda olduğu haberi Şalgamlara gelince, İsmail ve Ali Ağalar iz sürerek Akdağ’ın Turnacık yaylasında bir çepni ile yemek yerken yakalarlar.

Karşılama çok ani olduğundan her iki taraf tetikte ve çok dikkatlidir. Şalgamoğlu Ali ve İsmail, sofraya otururlar. Hava gergindir. Lokmalar ağızda büyür. Bunlar fırsat kollarken Ahmet Efe ve çepni açık vermemeye çalışır. Martinler kucakta, parmaklar tetiktedir. İsmail sağ tarafa oturmuş, tüfeğini Efe’nin böğrüne çevirmiştir. Efe’nin tüfeği ise Ali Ağa’ya çevrilmiştir. Ağı gibi bir aş biter sonunda. Tam ayağa kalktıkları sırada İsmail Ağa, Efe’yi arkadan kucaklar. Ayakları çadır ipine takılır ve yuvarlanırlar. Ali Ağa çepninin tüfeğini alıp Ahmet Efe’ye doğrultur. Efe’yi bağlayıp zaptiyeye haber verirler.

Olay yerine gelen müfreze komutanı Kör Mülazım, “vurun” emri verir. İsmail Ağa öldürülmesine karşı çıkar, önüne durur. “Mahkeme edilsin ” der. Fakat arkasında duran Çavuş Uzunalo Deli Mehmet’e engel olamaz. Öldürülen Efe’nin başı Kütahya’ya gönderilir.

Naşa’lı Ahmet Efe’nin Ardından yakılan Türkünün bir bölümü ise şöyledir

Asarköy’den çıktım başım selamet
Akdağ Yaylası’nda koptu kıyamet
Beni de vuran Uzunalo Delahmet

Gediz pazarıdır benim pazarım
Akdağ Yaylası’nda kaldı mezarım
Sağ olaydım şu dağlarda gezeydim

Ne diyem oy Ahmet Allahtan oldu
Bizim kavuşmamız mahşere kaldı

Simav Ulucamii Mihrabındaki Ayyıldız Kabartmalar Nerede

gurirmak1Bir süredir Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımı ihale edilerek tamir gören 3 tarihi taş camimiz belkide ilk defa aslına uygun bir şekilde onarım görüyorlar.

Bir süredir Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımı ihale edilerek tamir gören 3 tarihi taş camimiz belkide ilk defa aslına uygun bir şekilde onarım görüyorlar. Simav-Merkezdeki bu camilerimiz SİMAV BABİK BEY (ULU) CAMİİ -Yapımı 1425 yılından önce, ÜZÜM PAZARI CAMİİ-yapımı 1670 ve ŞEYH BEDRETTİN CAMİİ-yapımı 1829 yılı (Onarım yılı olabilir)….İşte bu camilerimizin aslına uygun tamiri için karar verenlerden, vesile olanlardan Allah razı olsun…

Müftülüğümüzün tam karşısında olan Üzüm Pazarı camii Türkiye’de KABE ölçülerinde ender yapılan kare planlı camilerimizdendir…Evliya Çelebinin 1671 yılındaki seyahatnamsindeki kayıta göre 1670 yılı yapımıdır…1966 senesinde son cemaat bölümü eklenmiş ve üzerinede UYDURUKTAN TEMELSİZ BİR MİNARE konulmuştur…Geçen yıl onarımı bitirilen bu camimizin 1966 yılında yapılan ve estetiği olmayan eklerinden kurtarılarak ilk yapıldığı 1670 yılı mimarisine tekrar kavuştulmuştur…Hisartepe eteğindeki Şeyh Bedrettin Camiininde onarımı bitirildi.Ahşaptan olan bu camimizin tabelasında yapımı yılı 1829 yılı yazılıysada büyük bir ihtimalle ONARIM YILI tarihi olmalıdır…Ünlü Şeyh Bedrettin 1358-1420 Tarihlerinde yaşamıştır…Bu camiide o yıllara kadar yapım yılı götürülebilir.Ancak onarımlarla ilk özelliklerini kaybettiği ortadadır.

Gelelim bütün SİMAV İLÇESİ’nin en eski en kıdemli camiisi ULU CAMİMİZE,,,Camimiz ilk Simav’ın yerleşim yerlerinden Harmancık=(CUMA) Mahallesinde görkemli bir mevkide inşa edilidir. 1966 yılında basılan İŞTE SİMAV kitabının 38’inci sayfasında Namık bey cami sahibi Süleyman Çavuş’tur. Yapımı 1542 yılına rastlamaktadır..Bolvadin Yörükleri tarafından yapıldığı söylenmektedir.Çevresi Fundalık olduğundan yaşlı Simavlılar FINDIKLI CAMİİ’de demektedir. Geniş bahçesinde bulunan havuz 1933’te yapılmıştır.Caminin vakfı iken yanındaki hamam 1947 senesinde BELEDİYE tarafından alınmıştır kaydı yazılıdır…Son bilgilerime göre bu metne ek yapayım…Kapısındaki kitabesinde 1551 yılında yapılmıştır yazılıdır.Sahibi denilen Süleyman Çavuş yaptıran değil, o tarihte onarandır. Süleyman Çavuş’un komşu Şaphane Koca Seyfullah Camiisini yaptıran Koca Seyfullah gibi ünlü MİMAR SİNAN’ın kalfalarından olduğunu sanıyorum…

Değerli okuyucularım ve hemşehrilerim ULU Camimiz ve Külliyesi (Kampüsü) olan HAN’ı ve HAMAM’ı ile ilgili başlı başına bir kitap yazılabilir. Camiinin HAN’ı geçen yüzyılda ortadan kalktığı bilgisine sahibiz.ARSASINDA bugün 1966 yılında yapılan FATİH İLKÖĞRETİM OKULU binası yer alıyor…Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde BABUK BEY HAMAMI olarak geçen yapı ise (2007 YILINDA) geçtiğimiz aylarda SONSUZLUĞA GÖNDERİLMEK ÜZERE yıktırılmıştır. Elbette bu hamamımız ilk yapıldığı özelliklerinde değildi.. Ama Beylikler dönemi mimarisinde idi…İçinde çok yıkandım…hatıralarımız var…kapısındaki tabelada ilk tamiri 1948 ikinci tamiri 1991 YILI yazılıydı..Bu hamamı 27.Nisan.1989 Tarihinde gezen, fotoğraflayan üniversite hocası Ali Osman Uysal’ın 2006 yılında basılan GERMİYANOĞULLARI BEYLİĞİNİN MİMARİ ESELERİ isimli kitabında plan grafikleriyle birlikte anlatımı var…Ben birşey yazmıyorum. Siyasetçilerimiz daha iyi bilir ve yaparlar…Bir ÖZ SİMAVLI olarak bu hocamıza bu eserinden ötürü teşekkür ediyorum…Bu gün 18.Mart Üniversitesinde öğretim görevlisi olan A.Osman UYSAL hocamızın bu adını yazdığım eserinde SİMAV ULU CAMİSİNİN tarihlemesini yani yapım yılının 1425’ten önce yapılmış olabileceğini kayıt düşmüş…Kapı kitabesindeki 1551 yılının onarım yılı olarak belirtmiş…Sonra caminin 1953 yılında esaslı bir onarımdan geçtiğini belirtmiş…Sonra Evliya Çelebinin gördüğü minarenin şimdiki minare olmadığını depremlerle yılılıp takrarı olabileceğini dikkat çekerek kuzey ön cephesindeki duvardaki kavisli 5 bölüm çizgisinin 5 kubbeli son cemaat yeri olması gerektiğini yazmış…sonra…BU SİMAV ULU CAMİSİ ki bence 1350 ile 1400 Yılları arasında yapılmış olabilir.Çünkü Vakıf kayıtlarında yaptıranı BABİK=BABUK bey bu senelerde yaşadığı biliniyor..Neyse camimizin çok önemli bir özelliğini A.Osman Uysal hocamızın kitabında yazdığına göre 1447 yılı yapımlı EDİRNE ÜÇ ŞEREFELİ CAMİİ ile 1489 Yılı yapımlı MANİSA HATUNİYE CAMİİ planlarına benzemekte belkide ÖRNEK olmuştur demiş…

Değerli hocamız 1989 nisan ayında gezdiği Simav ulu camimizin MİHRABI’nı (hocanın namaz kıldığı yer) şöyle görüp yazmış; “Basit bir nişten ibaret olan Mihrap,üçtarafından yeşil boya ile meydana getirilmiş geniş bir bordürle kuşatılmıştır.Nişin üstündeki kızılkahverengi kartuşun yüzeyine ‘ KUL VE CEHELE ŞATIRÜ’L- MESCİD’İL MİHRAB’ bunun yukarısında, yeşil renkli boya üzerinde beyaz yaprak desenleriyle meydana getirilmiş çerçevenin içinde ise ‘BİSMİLLARAHİRAHMANİRAHİM’ yazılmıştır. Kenar köşelerinde AY YILDIZ ,20.yüzyıl başlarında eklektik uslübunda çok sevilen ve her türlü yapıda sıkça kullanılan bir motiftir.Aynı motif kütüphane binasında (1903 yılı) kapının kemer konsullarında karşımıza çıkmaktadır ” demiş…
Sayın okuyucularım yukarıdaki MİHRAB tarifine bu camimizde Cuma namazları kılarken defalarca bakmışımdır…Bence AY YILDIZ motifleri 100 yıldır değil sanki caminin ilk yapıldığı yıllardan gibidir…Bu Ay yıldızlar mihrabın sağı ve solunda hafif kabartma halinde yapılıydı…Bu ay yıldızlar yani bayrağımızdaki gibi beni çok etkilemiştir. Hatta son gördüğümde yıldızlardan birinin bir ucu-köşesi kopuktu…Evet sanıyorum 5 yada 6 sene önce BU MİHRAP VE AY YILDILARIN üzeri KÜTAHYA ÇİNİLERİYLE KOMPLE KAPATILMIŞTIR….Son yıllarda camilerimize hazır KÜTAHYA çini hazır mihrapları yapılmaktada camilerin ilk yapılan mihrapları yok edilip ortadan kaldırılmaktadır…Peki Kütahya çinileri sanatsalmıdır heyhat hepsi de fabrikasyon ucuz işçilik olup sanatsal değerleri yoktur…Hem biz SİMAVLILAR kütahyalılar gibi ÇİNİCİ değiliz….ÇİNİ onların olsun….BİZ HALICIYIZ….16.YÜZYIL OSMANLI SARAY HALILARI SİMAV’da dokunuyordu…Kütahya merkezde değil….Mihraplarımıza Simav halısının örnekleri çizilmeli kendi ilçemizin kültürünü yansıtmalıyız derim…

* AY YILDIZ SİMGESİ, TEK TANRI’YA İŞARET*
Bayrağımız bu günkü son şekli 29.Mayı.1936 tarih ve 2994 sayılı Türk Bayrağı kanunu ile belirlenmiş.Bu şekille ilgili en eski belge 27.Haziran.1793 tarihlidir. Ama bu ay ve yıldız (ya da yıldıza benzer Güneş şekli) 6.asırda Orta Asya’da kurulan GÖKTÜRK devletinden beri Türklerce kullanıldığı söyleniyor… ‘B Harfinin on bin yıllık hikayesi’ kitabının yazarı Doğan Erçetin’in araştırmalarına göre ‘TÜRKLER hep tek tanrıya inanmışlar. Eski Türk çağlarının OM tamgası, Arapça “NUN” harfininde kaynağımış. Bu om ve nun harfi çizimleri TÜRK BAYRAĞINDAKİ AY YILDIZ’ında kökeniymiş. Bu yoruma göre Türk Bayrağındaki AY YILDIZ Gök Tanrı’nın TAMGASI=DAMGASI=İŞARETİ olmakta olup “ALLAH” şeklinde okunması gereken bir resim tamgası/Harfidir. Tarih boyunca Türk Milletine “TANRININ ASKERLERİ” denilmesinin kökeninde yatan etkenlerden biriymiş bu damga-harf…..İlginç bir rastlantımıdır nedir…Simav Ulu Camisi Germiyan Beyliği Komutanlarından BABİK=BABUK HAN isimli kişininde adı Orta Asya Moğol TÜRKÇESİ anlamı BA= TANRI, BİK= BEY’İ anlamına denk düşüyor…Camimizi yaptıran BABİK=BABUK isimleri ‘ TANRI’NIN BEY’İ, TANRI’NIN VEKİLİ tercüme edebiliyoruz…Yine bu kitabın 80’inci sayfasında “BA” = EN YÜCE yani Tanrı,Allah anlamlarındaymış…Tabiiki BİG=BUK da BEY anlamlarının o çağda söyleniş halidir…BABİK BEY’in Komşu EMET ilçe merkezinde de ismini taşıyan camisi bulunuyor..Germiyan Beyliği FETİH komutanlarından olan BABUK HAN’ın kabri BU GÜN KAYSERİ’nin Yanıkoğlan Mahallesindeki ZAVİYESİNİN BAHÇESİNDE gömülü olduğunu öğrendik…

ULU CAMİMİZİ onaranlardan ricam şu….nasıl ki Üzümpazarı Camimizin 1966 yılında yapılmış son cemaat bölümünü ve temelsiz uyduruk minaresini yıkıp ilk yapım dönemine getirdiniz…..BU CAMİMİZİNDE İLK HALİ görünümüne kavuşturmanınızı bekleriz….MİHRABTAKİ AY YILDIZLARIMIZI GERİYE KOYUNUZ…ÇÜNKÜ ATALARIMIZIN bize emanetidir…….Üstüne yapılan Kütahya çinilerini söküp ,kazıyınız….KABARTMA AY YILDIZLARIMIZI kazımışlarsa yukarıda fotoğraflarını takdim ediyorum…Lütfen benzerini yapınız……TÜRK BAYRAĞININ AY YILDIZI CAMİMİZİN MİHRABINDAN SİLİNEMEZ… SİLİNMEMELİ…

“BİLMEYENLER NE BİLSİN BİZİ, BİLENLERE SELAM OLSUN” -yunus emre-

SAYGI VE SELAMLARIMLA…..23-MAYIS-2008-İZMİR

Simav’dan Yarenler Geçti

Yaren kültürünün Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Koruma (UNESCO) tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alınması amacıyla Kütahya’nın Simav ilçesinde 2. Yaren Çalıştayı yapıldı.

Çalıştay öncesi Belediye Meydanı’nda toplanan katılımcılar Simav’ın düşman işgalinden kurtuluşu esnasında gösterdikleri kahramanlıklarla anılan Mor ve Sarı Zeybeklerin eşliğinde kortej halinde Cumhuriyet Meydanına kadar yürüdü. Burada saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Atatürk Anıtına çelenk koyan katılımcılar daha sonra Simav zeybeklerinin nefes kesen yöresel halk oyunlarını izledi.

Törenin bu bölümüne Simav Kaymakamı Rıza Dalan ile Simav Belediye Başkanı Kasım Karahan’ın yanı sıra daire müdürleri ve Simavlılar da iştirak etti. Kültür Bakanlığı’ndan gelen heyetin yanı sıra Türkiye’nin değişik Üniversitelerinden gelen çok sayıda akademisyen ve Türkiye’de yaren kültürünü yaşatmaya çalışan il ve ilçelerinden gelen yaren temsilcileri daha sonra yarenciliğin sorunlarını tartışmak üzere Simav Halil İbrahim Kazcıoğlu Mesleki Eğitim Merkezi Toplantı Salonu’na geçti Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneğinin ev sahipliğinde iki bölüm halinde süren 2. Yaren Çalıştayına Kültür ve Turizm Bakanlığı AEGM Şube Müdürü Solmaz Karabaşa ile Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tülay Uğuzman başkanlık etti. Çalıştay toplantısına ayrıca Kütahya İl Kültür ve Turizm İl Müdürü Zülkarni Yeldemez, Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Halk Bilimi Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu, Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Ramazan Yelken, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü Orta Çağ İslam medeniyeti Tarih Uzmanı Doç. Dr. Mustafa demirci, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Halk Bilim Bölümü Unesco SOKÜM İhtisas Komite üyesi Doç. Dr. Muhtar Kutlu, Karatekin Üniversitesi Kültür Müdürü Ahmet Kocadağ, Çankırı, Afyon’un Sandıklı ile Konya’nın Akşehir ilçeleri Yaren temsilcileri, Dernek üyelerinin yanı sıra çok sayıda akademisyen, Baş Ağa, Yaren Başı, Yaren Ağası, Sazende, Araştırmacı ve öğretmenler katıldı.

Açılışta konuşan Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Yavuz, Türk kültürünün unutulmaya yüz tutmuş asırlık geleneklerinden yarenciliğin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Günümüzde yozlaşan kültüre ancak Yaren kültürünün yaygınlaştırılmasıyla çözüm bulunabileceğine dikkat çeken Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Yavuz, ev sahibi olarak tüm katılımcılara teşriflerinden dolayı teşekkür etti, Yarenleri Simav’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. Daha sonra söz alan konuşmacılar, her türlü tartışmanın uzağında bütün kuralların açık açık yazıldığı ve uygulandığı bir anayasa istediklerini ifade etti. Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürü Zülkarni Yeldemez, yarencilik geleneğinin tüm kurallarına uygun bir şekilde yaşatıldığı Kütahya’nın en büyük ilçesi Simav’da yapılan 2. Yaren Çalıştayı’nın başarılı olmasını diledi.

Açılış konuşmalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı AEGM Şube Müdürü Solmaz Karabaşa, Somut Olmayan Kültürel Miras/SOKÜM çalışmaları ve temsili liste için dosya hazırlık süreci hakkında bir sunum yaptı.

UNESCO Türkiye Mili Komisyonu SOKÜM komitesi üyesi Doç. Dr. Muhtar Kutlu, “2003 yılında yapılan sözleşmeye taraf ülkelerden birisiyiz. Bu güne kadar 104 Devlet bu sözleşmeye taraf oldu” dedi, İki bölüm halinde devam eden Çalıştay sonunda ev sahibi Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Yavuz, yarenleriyle birlikte Simav’daki uygulamalarını gösterir temsili bir yaren oturumunu Simav Eynal Kaplıcaları Gazinosunda misafirlere sundu. 2. Yaren Çalıştayına katılmak üzere Simav’a gelen misafirler ikinci gün hep birlikte Simav’ın tarihi ve turistik yerlerini gezdi, 1450 Rakımlı Gölcük Orman İçi Dinlenme Tesislerinde piknik yaptı, Krater Göl çevresinde yürüyüş yaptıktan sonra Simav’dan ayrıldı

Bu Helvayı Kim Yapacak?

f2_2_helva_karilmasi

Bilenler vardır, Gediz ile Simav arasında yarı değerli bir tas madeni var. Nerdeyse 20 yıla yakin bir zamandır bu madenin peşindeyim. Bu maden 100 yıl önce çalıştırılmış islenip ve islenmeden katırlar ve develerle İstanbul’a taşınmış. Ve buradan başkalarına satılmış ve Ülke ekonomisine katkı sağlamış. Ayni taş dünyada benzerlerinden çok kıymetli. Değerli bir tas ve bu madenin en büyüğü bugün Londra’da Müzesinde bulunmakta ve üzerinde madenin çıktığı yer yazılmakta. Yine ülkemizde doğu ana doluda bulunan çok değerli bir tas mevcuttur, nerdeyse altından daha değerli.

Bizim madenimizi geçmişte çok kişiler çalıştırmak için bas vurmuşlar. Birşeyler yapmağa çalışmışlar ama muvaffak olamamışlar. Yakın köylüler burası için devletten kredi aldılar. Burada göstermelik faaliyette bulundular ama alınan kredileri başka yerlerde kullandılar diyorlar. Madalyonun diğer yüzü ise, tas kıymetli, işverene çalışan kişi taşı bulduğunda bir yere saklıyor, sonra kimse yokken taşı alıp tefecilere satıyor. Bu bilinen gerçek ve benim başıma da gelmiş bir durum. Yani bu maden herkesin kolayca çalıştıracağı bir iş değil. Her yönden emek, sabır, güven ve yeni fikirler üretilmeden çalıştırılacak maden değil. Yıllardan beri maden yasası diye diye benim ve bazı yazarların dilinde tüy bitti ama bir turlu istenilen şekilde maden yasası çıkmadı ve çıkaramadılar.

İlk önce rahmetli Bülent Ecevit zamanında yasa çıkmıştı. Yasayı yetersiz buldum ve sonra AKP hükümeti yeni bir değişiklik yaptı. Yine yeterli değil, peki neden ? Bir maden sahasını neden aramak için kiralıyorsunuz ? Maden var derseniz, statü hemen değişiyor ama her iki taraf da madenin var olduğunu biliyor. Bu bilmezlik numarası kime karşı yapıyor?

Sonra ayni kanunla, ayni yeri istediğiniz kadar tutuyorsunuz. Devlet yeri kiralayana bazı haklar vermiş. Güzel ama denetleme yok! Bu adam burada ne yapıyor? Çalışıyor mu? Çalıştırıyor mu? Arayan soran yok, olsa zaten bir kişinin üzerinde bir maden sahası 20 yıldır boş durmaz.

Ayni isimde durması sakıncalıysa bir yakininizin üzerine yaparsınız, yine maden sahasını kapatmış olursunuz.

Burada kişiler mi önemli, yoksa bölge halkı mı önemli ? Bir yer 5 yıl doğal şartlardan dolayı çalıştıramama gibi sebeplerden, maden sahasını işgal ettirmeye kimin hakki olabilir?

Adi gecen yer için yaklaşık 15 yıl önce müracat etmeye teşebbüs ettim. Önce kendi hemşerim beni soymaya ve kazıklamaya kalktı. Yani Ankaralara gideceksiniz bir yerlerden müsaade alacaksınız, eğer müracaat ettiğiniz maden bir başkasının ilgisini çekerse, size bekle derler, sizde size cevap gelecek diye yıllarca beklersiniz. Konuyu fazla uzatmadan gecen yıl temmuz ayinin ilk haftasında, maden sahasına en yakin yerleşim yerinin Belediye Başkanına telefon ettim, kendiside Kütahya’ya düğüne gelecekmiş ve bu vesileyle görüştük. Maden sahası hakkında en ufak bilgisi yok, o yörenin kaderini değiştirecek maden sizin alanınızda olacak ama bilginiz olmayacak! Sayın Milletvekilimiz İsmail Hakkı Biçer beyi aradım kendileri Simav’daymış. “Ben Simav’a geleyim, beraber madene gidelim, olayı yerinde inceleyelim” dedim. “Hiç gerek yok” dedi. Cuma öğlenleyin azot tesislerinde olan düğüne gelecekmiş o zaman görüselim dedi, okey dedim. Cuma günü ( Cumartesi ) olabilir tekrar telefon ettim buraya gel görüselim deyince düğün salonunda gürültüden konuşamayız kaldığım yerin kendisine çok yakin olduğunu ayriyeten yanımda madenlerden anlayan bir başkasının da olduğunu yanımızda madenlerin olduğunu ve kendilerinin geleceği için hazırlık yaptığımızı söyledim. Kendisi bu randevuyu haftaya bırakmamızı ve gelecek hafta Ankara dönüşü görüşebileceğimizi söyledi. Saat 11 de aramamı ve hatırlatmamı ikaz etti. Bir hafta sonra saat 11 de telefon ettim, yoldayız dedi 1,5 saat sonra aradım bir köydeyiz dedi, tekrar bir saat sonra aradım, ben seni ararım dedi ve o gün boyunca ve daha sonraki günlerde de aramadı.

Şimdi işsizlik bütün dünyanın sorunu. İki ülke hariç, onlara da ülke denirse ama gelişmiş ülkeler işsiz kalan vatandaşları hakkında nasıl işlem yapıyorsa biz de öyle yapalım. İşsizlere sosyal ödenek verelim (belirli düzenlemelerden) Bizim ülkemizde Muhalefet fikir üretmez, üretemez çünkü iktidara gelince yapamaz oturduğu yerden hükümet olmayı bekler. Bir iki donem sonra millet hükümetten aradığını bulamaz, beklentisi boş çıkar ve secim zamanı ağzı laf yapan muhalefet iktidar olur ve bu devran böyle döner.

Sonra bu ülkede kimlerle nasıl, hangi anlayışla mantıkla düşünceyle işsizliği önleriz? Birileri gelsin, yatırım yapsın ama kimler? Sonra ülkemizde işsizlikten yakınırız ama adım atması gerekenler gereken adimi atmayınca bu işsizlik nasıl çözülür? İktidara gelebilirse ana muhalefet mi yoksa yavru muhalefet mi çözecek? İşsizliği nasıl önleyeceklerini söyledikten sonra millet onları iktidara getirse olmaz mı? Simav Muhtarlar Derneği Başkanı Raif beyin kulakları çınlasın evet bu yazıyı yazmak için çok bekledim. Herhalde birilerinin söyleyecek bir sözü vardır umarım.

Bu yazıları okuduktan sonra. Hani her zaman diyorlar ülkede un şeker ve yağ var ama helva yapacak adamı bulamıyoruz. Bulsaydık bugün işsizlik sorunu sorununu konu etmezdik ya? Ücret artışlarının nasıl yapılmasını gerektiğini yazardık yoksa yanılıyor muyum?

Ziyaettin Tokyay

http://www.ziyaettintokyay.com

Editörün Notu:

Simavımız tarih boyu  çok büyük değerlere ev sahipliği yapmış. Dini, siyasi ve askeri değerleri yetiştirmiş sonra da ülkesinin hizmetine sunmuş. Simavlilar.com ekibi ise sizleri bu değerlerle buluşturmak için kurulmuştur. Son olarak bu yeni köşeden, Simav Mütefekkirleri köşesinden, Simav’ın yetiştirdiği değerli insanların yazılarını, özdeyişlerini yayınlamaya başlıyoruz.

Burada yayınladığımız yazılardan bazıları fikir olarak size uymayabilir. Hatta bu düşünceleri tasvip bile etmeyebilirsinz. Ama şunu unutmayalım: Her çiçeğin kendine özgü bir kokusu vardır;  ve farklılıklar düşmanlık için değil kaynaşmak içindir.

Bu anlayıştan yola çıktık. Ve şu karara vardık:  Farklı düşüncelere sahip olsak da bir bütün olduğumuzu cümle aleme göstermek için her fikirden yazarın yazısına sitemizde yer vermeliyiz.

Bizler, Simavlılar olarak burada mütefekkirlerimizin (aydınlarımızın) yazıalrına yorum yapabilir, tartışabilir ve onları eleştrebiliriz. Sadece eleştirirken seviyemizi muhafaza edelim.

Simav’da Müthiş Şeyler Oluyor! Haber Yorum

Geçen hafta, Simav Fatih mahallesindeki bayanların gözleme hayırı oldukça dikkati çekmişti. Aslında bu gibi hayırlar Simav’ımız da normal olsa da gurbetteki vatandaşlarımız için alışılmamış şeyler. Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde bir güzel haber de Simav’dan çok güzel haberler geliyor. İşte size son birkaç hafta içinde Simav’da yapılan hayırlar ve yorumu!!! 

1-BEYCELİ GENÇLERİN YAPTIĞI HAYIR….

Simav’a en yakın belde olan Beyce’de gençlerin bir araya gelerek hayır yemeği düzenlemesi belde halkının bütünleşmesine ve dayanışmasına yol açtı. Beyceli gençlerin İlköğretim Okulu bahçesinde düzenlediği hayır yemeğinin mönüsü etli pilav ayran ve Simav’a özgü irmik helvasından oluştu.

Simav dışından hayır yemeğine katılanların kırmızı güllerle karşılandığı hayır yemeğinde Kütahya milletvekilleri Doç. Dr. İsmail Hakkı Biçer ve Hasan Fehmi Kinay da katıldı. Hayır yemeği boyunca ilahiler okunurken konuklara çay ikramı yapıldı. Belde Belediye Başkanı Yunus Gümüş, Beyceli gençlerin başlattığı kıvılcımın gelecek yıllarda da gerçekleşmesinden ve bu birlikteliğin geleneksel hale gelmesinden yana olduğunu hatırlatarak, “Beyce’yi küçüğünden büyüğüne saygı, sevgi ve dayanışma çerçevesinde buluşturan bu etkinliği başlatan gençlerimize halkımız adına teşekkür ediyorum. İşte özlemini çektiğimiz, her zaman olması gereken dayanışma bu” diye konuştu. 

2- FATİH MAHALLESİNDEKİ HANIMLARIN HAYIRI

Kütahya Simav’a bağlı Fatih Mahallesinde bir araya gelen hanımlar, boş bir arsada 10 ayrı saç üzerinde pişirdikleri gözlemeleri yoldan gelip geçen herkese dağıttı.

Mahalle halkından 72 yaşındaki Havva Aslan’ın önderliğinde evlerinden getirdikleri un ve sıvı yağlarla elde ettikleri gözlemeleri yoldan gelip geçen herkese dağıtan Fatih mahallesinin hayırsever hanımları ilk kez bu yıl başlattıkları geleneği gelecek yıllarda da tekrarlamak istediklerini ifade etti.

3- SİMAVLI ESNAFLARIN HAYIRI

Kütahya’nın Simav ilçesinde esnaflar hayır yemeği verebilmek için sıraya girdi. Haftanın Perşembe günleri verilen esnaf yemeklerinde son bir ayda yaklaşık 10 bin kişinin karnı doydu.

Simavlı esnaflar hayır yemeği geleneğinin eskilere dayandığını bildirdi. Haftanın Perşembe günleri iş yaptıkları dükkanların önüne kazanlar kuran Simavlı esnaflar pişirdikleri etli pilav ve helvayı yoldan gelip geçen herkese dağıtıyor.

Haftanın Perşembe günleri öğle vakti Simav halkına hayır yemeği verebilmek için esnaflar olarak kendi aralarında sıraya girdiklerini bildiren Simavlı esnaf Salim Gümüştepe, geleneğin yıllardır aksatılmadan sürdürüldüğünü anlattı.

 

EVET, Birkaç hafta içinde yaşanan sadece 2 manzara bu… Simav’da ve Simav’ın köylerinde hayır yemeği dağıtmak oldukça ünlüdür. Küçüklüğümüzde mahalledeki caminin imamından tutunda bakkalına kadar hepsi hayırda yarışırlardı. Büyük şehirlere ve yurtdışına göç ettikten sonra insanın en özlediği güzellik -hayır- Simav’da kaldı. Tam “acaba bu hayır işleri Simav’da halen devam ediyor mudur” diye merak ederken ardarda iki sevindirici haber geldi. Anlaşılan o ki Simav halkı hala özünü koruyor. Simavlılar hayırda yarışmaya devam ediyor.

İşte biz Simav’ı bu güzelliklerinden ötürü seviyoruz!!!

Biz sadece Simav’ın hamamlarına, sıcak suyuna, nefis orman kokusuna, insanının tatlı konuşmasına müştak olduğumuzdan değil, Simav insanının özünün güzelliğinden ötürü Simav’ı seviyoruz!!!

Simav’da yaşayanlar bu hayırlara eminim çoğu kez şahit oluyorlardır. Bizler gurbetteki Simavlılar olarak bunları çok özlüyoruz. Simav’da yediğimiz pide, etli pilav, ayran çoğu zaman arkadaş meclislerinde sohbet konusu oluyor.

Ne olur Simav’daki Simavlılar, özünüzü muhafaza edin. ASLA PES ETMEYİN!

Nefis Simav Güveci – Güveç Tarifi

dogadan_guvec1-300x225

İddia ediyoruz ki Türkiye’mizin neresinde olursanız olun damak tadınıza uyacak, sizi cezbedecek bir yemek var! Bu yemeğin adı güveç! Güveç ister fırında ister ocakta pişsin, asla tadından birşey kaybetmiyor.

Yalnız bir ipucu verelim eğer güveci fırında [taş fırından bahsediyoruz] değil de evde yapacaksanız güvecinizin kapağını aliminyum folyoyla değil HAMURLA kapayın!!! Tadına tat katacaktır. Yemekte Simav tekniği diye buna denir 🙂

 

Malzemelerimiz:

1 kg kuşbaşı eti
1/2 kg soğan
2 adet patlıcan
2 adet domates
2 adet kabak
200 gr taze fasulye
1/2 kg domates
1/2 paket margarin
tuz, pulbiber
6 adet sivribiber

Hazırlanışı:

Geniş kaba patates, patlıcan, kabak, taze fasulye temizlenip soyulur, ayıklanır. İri küp şeklinde doğranır, karıştırılır.

Patlıcanlar küp şeklinde doğrandıktan sonra tuzlu bir suda bekletilir. Onlar beklerkn biz güvecin hazırlıklarına deva-m edebiliriz.

Başka bir kaba, ince doğranmış sivribiber, kabuğu soyulmuş ve küp küp doğranmış domates, tuz, pul biber, ince doğranmış soğan konur, karıştırılır.

Unutmayın Simavlılar! Güvecimize  ilk önce, kuşbaşı etimizi koyuyoruz, üzerine domates-biber karışımı, sonra sebzeler karışımı konur. Tekrar kuşbaşı eti, domates-biber karışımı ve sebze karışfmı konur. Bitene kadar tekrarlanır.

Üzerine küçük küçük doğranmış halis Simav Tereyağı ilave edilir. Güvecin üzerini de çiğ hamur ile kapatıarak ister evde kendi fırınımıda, ister ocakta, istersek de çarşıda pidecilerin fırınında pişirebiliriz. AQfiyet olsun 🙂 Yapınca bizi de çağırırsınız inşallah…

 

esramutfakta61_guvec1

Simav’a Dair Hayallerim

simav_hayalleri

Geçen sefer ki yazısıyla Simavlilar.com’un gurur tablosunda en üst sırayı kaptı Halil İbrahim Zor Bey. Görülen o ki Halil Bey’in yazıları sadece Türkiye’de değil; Almanya, Rusya, Fransa, Amerika ve İran’da dahi 2000’i aşkın kullanıcı tarafından okunuyor.

Halil İbrahim Zor Bey’in bu haftaki yazısı ise Simav için Proje Geliştirenlere ışık tutacak mahiyette. Ben de şahsım adına Halil İbrahim Bey’in başarısını kutlar, güzel yazılarının devamını dilerim.

Mustafa…

Bacasından duman çıkmayan (her eve jeotermal)

Depreme dayanıklı evlerin yapıldığı.

Engelli Simavlıların rahat hareket ettiği kaldırımların,

Ağaçlandırılmış yolların yapıldığı.

Otopark sorunu olmayan,

Görüntü kirliliği olmadan şehirleşen.

Çocuklar için oyun alanlarının olduğu,

Okullarındaki eğitimin en üst düzeyde olduğu,

Asayişi tam olan,

Sağlık problemlerini çözmüş,

Köylerinin yollarını yapmış,

Köylerdeki göçü durdurmuş,

Eynalı marka yapmış,

Jeotermal enerji ile seracılığı gelişmiş,

Simav dışındaki iş adamlarının yatırım yaptıkları,

(Simav dışında o kadar iş adamamız varki)

Ana arterlere en hızlı ve güvenli ulaşımı olan,

(Simav İzmir yolu)

(Simav bursa yolu)

(Simav Kütahya yolu)

Çalışanların sabahlar mutlulukla birbirine ”günaydın” dediği.

Akşam isten dönenlerin elinin dolu olduğu.

SİMAV…

BU HAYALLERİM ÇOKMU DERSİNİZ…!!!