Bu Helvayı Kim Yapacak?

f2_2_helva_karilmasi

Bilenler vardır, Gediz ile Simav arasında yarı değerli bir tas madeni var. Nerdeyse 20 yıla yakin bir zamandır bu madenin peşindeyim. Bu maden 100 yıl önce çalıştırılmış islenip ve islenmeden katırlar ve develerle İstanbul’a taşınmış. Ve buradan başkalarına satılmış ve Ülke ekonomisine katkı sağlamış. Ayni taş dünyada benzerlerinden çok kıymetli. Değerli bir tas ve bu madenin en büyüğü bugün Londra’da Müzesinde bulunmakta ve üzerinde madenin çıktığı yer yazılmakta. Yine ülkemizde doğu ana doluda bulunan çok değerli bir tas mevcuttur, nerdeyse altından daha değerli.

Bizim madenimizi geçmişte çok kişiler çalıştırmak için bas vurmuşlar. Birşeyler yapmağa çalışmışlar ama muvaffak olamamışlar. Yakın köylüler burası için devletten kredi aldılar. Burada göstermelik faaliyette bulundular ama alınan kredileri başka yerlerde kullandılar diyorlar. Madalyonun diğer yüzü ise, tas kıymetli, işverene çalışan kişi taşı bulduğunda bir yere saklıyor, sonra kimse yokken taşı alıp tefecilere satıyor. Bu bilinen gerçek ve benim başıma da gelmiş bir durum. Yani bu maden herkesin kolayca çalıştıracağı bir iş değil. Her yönden emek, sabır, güven ve yeni fikirler üretilmeden çalıştırılacak maden değil. Yıllardan beri maden yasası diye diye benim ve bazı yazarların dilinde tüy bitti ama bir turlu istenilen şekilde maden yasası çıkmadı ve çıkaramadılar.

İlk önce rahmetli Bülent Ecevit zamanında yasa çıkmıştı. Yasayı yetersiz buldum ve sonra AKP hükümeti yeni bir değişiklik yaptı. Yine yeterli değil, peki neden ? Bir maden sahasını neden aramak için kiralıyorsunuz ? Maden var derseniz, statü hemen değişiyor ama her iki taraf da madenin var olduğunu biliyor. Bu bilmezlik numarası kime karşı yapıyor?

Sonra ayni kanunla, ayni yeri istediğiniz kadar tutuyorsunuz. Devlet yeri kiralayana bazı haklar vermiş. Güzel ama denetleme yok! Bu adam burada ne yapıyor? Çalışıyor mu? Çalıştırıyor mu? Arayan soran yok, olsa zaten bir kişinin üzerinde bir maden sahası 20 yıldır boş durmaz.

Ayni isimde durması sakıncalıysa bir yakininizin üzerine yaparsınız, yine maden sahasını kapatmış olursunuz.

Burada kişiler mi önemli, yoksa bölge halkı mı önemli ? Bir yer 5 yıl doğal şartlardan dolayı çalıştıramama gibi sebeplerden, maden sahasını işgal ettirmeye kimin hakki olabilir?

Adi gecen yer için yaklaşık 15 yıl önce müracat etmeye teşebbüs ettim. Önce kendi hemşerim beni soymaya ve kazıklamaya kalktı. Yani Ankaralara gideceksiniz bir yerlerden müsaade alacaksınız, eğer müracaat ettiğiniz maden bir başkasının ilgisini çekerse, size bekle derler, sizde size cevap gelecek diye yıllarca beklersiniz. Konuyu fazla uzatmadan gecen yıl temmuz ayinin ilk haftasında, maden sahasına en yakin yerleşim yerinin Belediye Başkanına telefon ettim, kendiside Kütahya’ya düğüne gelecekmiş ve bu vesileyle görüştük. Maden sahası hakkında en ufak bilgisi yok, o yörenin kaderini değiştirecek maden sizin alanınızda olacak ama bilginiz olmayacak! Sayın Milletvekilimiz İsmail Hakkı Biçer beyi aradım kendileri Simav’daymış. “Ben Simav’a geleyim, beraber madene gidelim, olayı yerinde inceleyelim” dedim. “Hiç gerek yok” dedi. Cuma öğlenleyin azot tesislerinde olan düğüne gelecekmiş o zaman görüselim dedi, okey dedim. Cuma günü ( Cumartesi ) olabilir tekrar telefon ettim buraya gel görüselim deyince düğün salonunda gürültüden konuşamayız kaldığım yerin kendisine çok yakin olduğunu ayriyeten yanımda madenlerden anlayan bir başkasının da olduğunu yanımızda madenlerin olduğunu ve kendilerinin geleceği için hazırlık yaptığımızı söyledim. Kendisi bu randevuyu haftaya bırakmamızı ve gelecek hafta Ankara dönüşü görüşebileceğimizi söyledi. Saat 11 de aramamı ve hatırlatmamı ikaz etti. Bir hafta sonra saat 11 de telefon ettim, yoldayız dedi 1,5 saat sonra aradım bir köydeyiz dedi, tekrar bir saat sonra aradım, ben seni ararım dedi ve o gün boyunca ve daha sonraki günlerde de aramadı.

Şimdi işsizlik bütün dünyanın sorunu. İki ülke hariç, onlara da ülke denirse ama gelişmiş ülkeler işsiz kalan vatandaşları hakkında nasıl işlem yapıyorsa biz de öyle yapalım. İşsizlere sosyal ödenek verelim (belirli düzenlemelerden) Bizim ülkemizde Muhalefet fikir üretmez, üretemez çünkü iktidara gelince yapamaz oturduğu yerden hükümet olmayı bekler. Bir iki donem sonra millet hükümetten aradığını bulamaz, beklentisi boş çıkar ve secim zamanı ağzı laf yapan muhalefet iktidar olur ve bu devran böyle döner.

Sonra bu ülkede kimlerle nasıl, hangi anlayışla mantıkla düşünceyle işsizliği önleriz? Birileri gelsin, yatırım yapsın ama kimler? Sonra ülkemizde işsizlikten yakınırız ama adım atması gerekenler gereken adimi atmayınca bu işsizlik nasıl çözülür? İktidara gelebilirse ana muhalefet mi yoksa yavru muhalefet mi çözecek? İşsizliği nasıl önleyeceklerini söyledikten sonra millet onları iktidara getirse olmaz mı? Simav Muhtarlar Derneği Başkanı Raif beyin kulakları çınlasın evet bu yazıyı yazmak için çok bekledim. Herhalde birilerinin söyleyecek bir sözü vardır umarım.

Bu yazıları okuduktan sonra. Hani her zaman diyorlar ülkede un şeker ve yağ var ama helva yapacak adamı bulamıyoruz. Bulsaydık bugün işsizlik sorunu sorununu konu etmezdik ya? Ücret artışlarının nasıl yapılmasını gerektiğini yazardık yoksa yanılıyor muyum?

Ziyaettin Tokyay

http://www.ziyaettintokyay.com

Editörün Notu:

Simavımız tarih boyu  çok büyük değerlere ev sahipliği yapmış. Dini, siyasi ve askeri değerleri yetiştirmiş sonra da ülkesinin hizmetine sunmuş. Simavlilar.com ekibi ise sizleri bu değerlerle buluşturmak için kurulmuştur. Son olarak bu yeni köşeden, Simav Mütefekkirleri köşesinden, Simav’ın yetiştirdiği değerli insanların yazılarını, özdeyişlerini yayınlamaya başlıyoruz.

Burada yayınladığımız yazılardan bazıları fikir olarak size uymayabilir. Hatta bu düşünceleri tasvip bile etmeyebilirsinz. Ama şunu unutmayalım: Her çiçeğin kendine özgü bir kokusu vardır;  ve farklılıklar düşmanlık için değil kaynaşmak içindir.

Bu anlayıştan yola çıktık. Ve şu karara vardık:  Farklı düşüncelere sahip olsak da bir bütün olduğumuzu cümle aleme göstermek için her fikirden yazarın yazısına sitemizde yer vermeliyiz.

Bizler, Simavlılar olarak burada mütefekkirlerimizin (aydınlarımızın) yazıalrına yorum yapabilir, tartışabilir ve onları eleştrebiliriz. Sadece eleştirirken seviyemizi muhafaza edelim.

Reklamlar

Çaysimav Belediyesi

 

 

Çaysimav;
    
Simav’a 9 km. uzaklıkta Simav-Balıkesir yolu üzerinde gelişmiş bir kasabadır. Çaysimav’ın oldukça eski bir tarihi vardır. 1998 Yıllında kurulan Çaysimav Belediyesi alt yapı ve üst yapıyı tamamlamıştır.Belde de bir sağlık evi ve 8 yıllık bir ilköğretim okulu bulunmaktadır.

Halkın büyük bir kısmı tarım ve hayvancılıkla uğraşır.Son yıllarda sebze ve meyve tarımı hayli gelişmiştir.Çaysimavın bir başka gelir kaynağı ise Simav Dağı’ndaki kestanelikleridir.Dağdaki kestanelikler ıslah edilip aşılanarak belde halkına büyük bir gelir sağlamaktadır.

Sulak ve verimli ovası şeker pancarı , ayçiçeği , fasulye ve tahıl yetiştirmeye çok müsaittir.Beldede ayrıca halı dokumacılığı giderek gelişmektedir. Çaysimav, son yıllarda göç veren bir belde olduğundan nüfüsunda bir gelişme görülmez 2000 yılı sayımına göre nüfusu 2096’dır.

Tarihçesi:Kasabamızın çevresinde görülen tarihi kalıntılar ve yaşlıların belirttiğine göre çevre köyler içinde en eski tarihi olan bir kasaba olmasına rağmen,kesin tarihi belgeler yoktur.

Kasabamızın çevresinde kucak mevki,tepealtı mevkiinde yerleşim birimleri olduğuna dair belirtiler bulunmaktadır.

Geçim kaynakları:Kasabamızın geçimi tarım hayvancılığa dayanmakla birlikte el sanatlarından halıcılık ve ince halıcılık gelişmiştir.Son dönemlerde ise meyve üreticiliği ve bunun yanında kestane üreticiliğide yaygındır.Tarım konusunda ise son yıllarda bilinçlenme ve teknolojiye uygun bir tarım gelenegi görülmektedir.Besi hayvancılığıda sürekli gelişmekte ve bilinçli bir şekilde yapılmaktadır.

İş sahasının olmamasından dolayı köyümüzde iç göç olayı bayağı yogundur.Daha önceki yıllarda rahatsız edici olmayan bu göç neredeyse şu zamanlarda kasabada bayağı rahatsız edici konuma gelmiştir.Yurt dışında ki işci sayısı azdır.

Son 10 yıl içersinde kasabamız çok büyük oranda modern bir hale gelmiştir.Önce kalanizasyon ve su hatları yenilenmiş altyapı sağlanmış,sonra ise bütün cadde ve sokaklar parke döşeme yapılmıştır.Ayrıca köyümüze cok modern ve güzel bir düğün salonu,sağlık evi inşa edilip hizmete açılmıştır.bunun yanı sıra belediye binası elden gecirilip yeni bir görünüm saglanmış,makam aracı,itfaiye,kepçe,traktör(romörk),kamyon,cöp aracı,morglu cenaze taşıma ve yıkama aracı temin edilmiştir.

Köyümüzde son yıllarda eğitime büyük önem verilmiştir.8 yıllık bir ilköğretim okulu bulunmaktadır.Çevre köylerden taşımalı ögrencilerde bu okuldan yararlanmaktadır.

Simav Türkiye’nin Gündeminde

Yerel seçimlerdeki kıyasıya çekişme Simavı ilgi odağı yaptı. Ak Parti adayı Selahattin Duzcu’nun resmi olmayan ilk açıklamalar göre 22 oyla seçimi kaybetmesi büyük etki yarattı.

Türkiye’nin en çok okunan haber sitelerinden olan Haber7.com olayı “AK Parti, 22 oy farkla kaybedince itiraz etti” başlığıyla duyurdu. Gece 03.30 da girilen haber bugün 13:20 itibariyle 1546255 [Bir Milyon Beş Yüz Kırk Altı Bin İki Yüz Elli Beş] kez okunarak en çok okunan haber oldu. Ak Parti’nin 22 oyla kaybettiğini tüm haber siteleri arasında ilk kez Simavilar.com duyurmuştu.

Simavlilar.com

Kütahya’nın Konumu ve Komşuları

1-KÜTAHYA’ NIN KONUMU VE KOMŞULARI:

Kütahya ve çevresi, Ege Bölgesinin (İç Batı Anadolu) bölümünde yer alır. Ege Bölgesinin bu bölümü, İç Anadolu Bölgesiyle asıl Ege Bölgesi arasında bir eşik durumundadır. Eşiğin bariz karakteri ortalama yüksekliği 1200 metre civarındaki yaylalardan ibaret oluşudur. Bu sebepden coğrafya diliyle “Kütahya Yaylaları” diye anılır.

Kütahya, kuzeyinde Bursa, kuzey doğusunda Bilecik, doğusunda Eskişehir ve Afyon, güneyinde Uşak, batısında Manisa ve Balıkesir illerimizle çevrilidir.

38° 70’ ve 39° 80’ kuzey enlemleri ile 29° 00’ ve 30° 30’ doğu boylamları arasında yeralan Kütahya İli 11 875 km2 lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının % 1.5 ’nu kaplamaktadır.

2-KÜTAHYA’ NIN YÜZEY ŞEKİLLERİ:

Kütahya, dağların ve platoların ağırlıkta olduğu bir topoğrafik yapıya sahiptir. Topraklarının % 57,5 ini dağlar, % 11 ini ovalar, % 31,5 ini de platolar oluşturmaktadır.

3-KÜTAHYA’ NIN DAĞLARI:

Kütahya’ da bulunan başlıca dağlarımız şunlardır:

– İl merkezinin hemen güneyinde bulunan Yellice Dağı (1764 mt) ve Gümüş Dağı (1901 mt)
– İlin kuzeyinde bulunan Yeşil Dağ (1533 mt)
– İlin batısında bulunan Eğrigöz Dağı (2181 mt)
– İlin doğusunda bulunan Türkmen Dağı (1829 mt)
– Murat Dağı (2312 mt)
– Şaphane Dağları (2121 mt) ve Simav Dağı (1800 mt)

4-KÜTAHYA’ NIN OVALARI:

İlin önemli ovaları Kütahya, Köprüören, Tavşanlı, Altıntaş, Aslanapa, Gediz, Simav ve Örencik ovalarıdır.

Kütahya ovası deniz seviyesinden ortalama 930 metre yüksekliktedir. kuzeybatı-güneydoğu ucu arasındaki mesafe 25 km. ‘dir. En geniş yeri 5,5 km en dar yeri 1 km ‘dir. 93 km2 ‘lik bir alanı kaplıyan ova, eski ve yeni alüvyonlardan oluşur. Ovanın suları Porsuk Çayı ve kolları tarafından Karadenize akıtılır.

Kütahya ovası, batısındaki Yoncalı çukurluğunda hafif tepelik bir eşik ile ayrılır. Yoncalı çukurluğunun orta kısmında kuzey-güney yönünde uzanan kırık hattı boyunca yer yer sıcak çamur ve sıvak su kaynakları mevcuttur.

Köprüören ovası, Kütahya ovasının kuzeybatısındadır. Uzunluğu 6 km, genişliği 4 km ‘dir. Rakımı 1000 metre olan ovayı felent çayı sulamaktadır.

Tavşanlı ovası, diğer ovalardan daha alçaktır. Deniz seviyesinden yüksekliği 840 metredir. Akarsu ağının sıklığı, Tavşanlı ovasını doğu kesminde fazla girintili çıkıntılı olmasına sebep olmuştur.

Örencik ovası, ilin kabaca orta kesimindeki bir çöküntü alanına yayılan bu ova, Aslanapa ovasından bir eşikle ayrılır. Bu ovadan Koca Su çayı kaynaklanır.

Simav ovası, ilin güneybatısında yer alır. Ovanın taban yüksekliği 800 metredir. İl sınırlarında da devam eden ovanın uzunluğu 15,5 km, genişliği 9 km dir.

5-KÜTAHYA’ NIN AKARSU VE GÖLLERİ:

Kütahya topraklarının büyük bölümünün dağlık alanlardan oluşması, Ege, Marmara ve Karadenize dökülen bazı akarsuların doğduğu yer olma özelliğini kazandırmıştır. İl topraklarının çoğunluğu susurluk havzasında bulunmaktadır. Diğer kesimlerde ise Sakarya ve Gediz havzalarına girer.

Kirmasti, Koca su (Adırnaz), Kocaçay ve Simavın suları Marmara Denizine, Felent ve Porsuk çayının suları Sakarya nehri vasıtasıyla Karadenize, Gediz çayı ise Ege Denizine dökülür.

Porsuk çayı Murat Dağının kuzey doğusundan doğar. İl topraklarındaki en uzun nehirdir.

Gediz çayı Batı Anadolu’ nun ikinci önemli suyudur. Murat ve Eğrigöz dağlarının eteklerinden doğar.

Koca su Gediz ilçesinin doğusundan, Murat dağının kuzeyindeki bölgeden kaynaklanır. Tavşanlı’ da il topraklarını terk eder.

Koca çay, Simav ‘ın kuzeyinden doğar, Emet çayına katılır.

Akarsuların debileri yüksek debilere erişmez. Porsuk 8,1 m3/sn ve Koca su ise 6,5 m3/sn dir. Bunun yanı sıra akarsularda rejim düzensizliği dikkat çekicidir.

Akarsuların beslenmesinde yeraltı suları da rol oynar.

Kütahya’ da bulunan tek doğal göl Simav gölüdür. Simav’ ın kuzeybatısında 5 km2 lik bir alana sahip olan gölün bir bölümü sazlık ve bataklıktır. Bunun dışında yapay oluşturulmuş baraj gölleri vardır. Bunlar:

a) Porsuk Baraj Gölü: Sulama ve taşkın önleme amaçları için Porsuk çayı üzerine kurulmuştur. Bir bölümü Eskişehir il sınırları içinde yer alır. Yüksekliği 49,70 metre ve su depolama hacmi 525 milyon m3 dür.

b) Enne Baraj Gölü: Porsuk çayının bir kolu olan Felent çayı üzerine kurulan Enne barajından içme suyu olarak yararlanılmaktadır. Temelden yüksekliği 24,50 metre ve su depolama hacmi 7 milyon m3 dür.

c) Kayaboğazı Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılmaktadır.

d) Söğüt Barajı Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılmaktadır.

e) Çavdarhisar Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılmaktadır. Bunların dışında Pazarlar, Çalköy, Belkavak, Sofular, Karagür, Çerte ve Kuruçayda birer gölet mevcuttur. Kızık ve Altıntaş’ da baraj yapımları devam etmektedir.

6-KÜTAHYA’ NIN BİTKİ ÖRTÜSÜ:

Bitki örtüsü bakımından Kütahya ve çevresi Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin bitki örtüsü özlliklerinden üçünü birden üzerinde taşır.

İlde ormanlar yaygındır. Ormanlarda görülen ağaç türleri daha çok karaçam, meşe ve ardıçtır.

Ormanlar özellikle platolarda görülür. Bu platolarda iklim şartlarına en iyi uyum sağlayan ağaç türü olan karaçam il ormanlarında yaygın bir şekilde görülür. Karaçam ormanlarının en iyi geliştiği yerler Yellice dağı ile Gümüş dağı eteklerinde yer alan platolardır.

Karaçam ormanları bu dağlık kütleleri çevreleyen plotalarda kesintisiz yayılır ve doğudaki yüksek plotaları kaplayan ormanlarla birleşir. Karaçam ormanları arasında bazı platolarda yer yer meşe türleri karışsa da özellikle Gümüş dağının doğu eteklerindeki yüksek platolarda karaçam saf bitki örtüsü olarak görülür.

Ormanların alt kesimlerini kaplayan ağaç türü ise ardıç ve daha aşağı kesimlerde meşedir. Toprak örtüsünün zayıfladığı yerlerde meşenin yerini ardıç çalılıkları alır. Saçlı meşe, mazı meşesi, Lübnan meşesi görülen türlerdir.

Kütahya’ nın ikliminde görülen çeşitliliği, iklimine bağlı olarak bitki örtüsünde de görmek mümkündür. Bitki örtüsünü dört bölümde inceleyebiliriz.

a) Yarı nemli ormanlar sahası: Yellice, Gümüş, Türkmen dağı kuzey yamaçları ve bilhassa vadi içlerinin bitki örtüsüdür. Ancak Yellice dağının kuzey yamaçları ile 1500 metre üzerinde kalan kesimlerinde bu ormanlar şehre yakın olduğu için büyük ölçüde tahrip edilmiştir.

b) Kuru orman sahası: Kuru ormanlar Kütahya ve çevresindeki bitki örtüsünün esasını teşkil ederler. Dağların 1500-1600 metreden yüksek yerlerinin haricinde bölgenin hemen tamamında yaygındırlar. Kuru ormanların hakim ağaç türleri karaçam, meşe ve ardıç türleridir.

c) Kuru ormanlar sahasının sınırlı kesimlerinde kendini gösteren kızılçam toplulukları ile bazı bitki türleri Kütahya ve çevresinin bitki örtüsünün ayrı bir özelliğini teşkil eder.

d) Köprüören ve Kütahya ovaları ile Yeşildağ kütlesi güneyindeki tepelik saha arasında kalan yaylalar bugün bitki örtüsünden mahrum step görünümündedir. Bunun nedeni çevrede köylerin sık olması ve toprakların kahverengiliğindendir.

7-KÜTAHYA’ NIN TEKTONİK YAPISI:

Simav ve Emet çevresi ile Merkez ilçenin güneybatısında sık sık depremlere neden olan tektonik çukurlar ve kırık dizisi içinde, diğer kesimler ise ikinci ve üçüncü derecede deprem bölgeleri içinde yer alır.

8-KÜTAHYA’ NIN İKLİMİ:

Kütahya’ nın iklimi Ege, Marmara ve İç Anadolu arasında “geçiş iklimi” özelliğini gösterir. İkliminde her üç iklim tipinin özelliklerini görmek mümkündür. Sıcaklık şartları daha çok İç Anadolunun karasal iklim şartlarını andırmakta ise de sep ikliminin dışında kalır. Kurak iklim ile nemli iklim arasındaki “geçiş iklimi” tipine girer.

Kütahya’ da ortalama sıcaklık ölçümleri aylara göre değişir. Yıllık ortalaması 10,6 oC ‘dir. Yüksekliği 1000 metrenin altında olan ovalar Kütahya ‘nın en ılıman yerleridir. Buralardan yaylalara ve dağlık kesime doğru girdikçe sıcaklık yavaş ve düzenli bir biçimde azalma gösterir.

9-KÜTAHYA’ NIN YAĞIŞ DURUMU:

Kütahya’ da yıllık ortalama yağış miktarı 568 mm’ yi bulur. Ancak bu değer bazı yerlerde azalırken bazı yerlerde ortalamanın üzerine çıkar. İlin genelinde yağışlar 400 ile 1100 mm arasında değişir. Farklılığın en önemli nedeni yükseklik farklarıdır.

En çok yağış alan yerler Gümüş, Yellice, Yeşil ve Türkmen dağlarıdır.

Alçak yaylalar ile ovalık alanlar ilin az yağış alan kesimleridir. Bunların yağış ortalaması 400-600 mm arasında değişir.

En yağışlı ay Aralık, en kurak ay Ağustos’ dur. Eylül ile birlikte yağışlar artmaya başlar ve en yüksek seviyeye Aralık ve Ocak ayında erişir. Yağışların % 38,8 kış mevsiminde, % 29,4 ilk baharda, % 19,3 sonbaharda, % 12,5 yaz aylarında görülür.

Kütahya’ nın rakımının yüksek oluşu ve kış sıcaklık değerlerinin düşük oluşu kar yağışlarını olağan getirmektedir. İlimizde 19 gün kar yağışlı geçer. Kar yağışı en çok Ocak, Şubat ve Mart aylarında görülür. İlin karla örtülü olduğu günler ortalaması 31 gündür.

10-KÜTAHYA’ NIN RÜZGARLARI:

Kütahya’ da hakim rüzgar yönü kuzeydir. Yıldız adı verilen kuzey rüzgarı her yıl ortalama 2944 kez görülür. Bunu karayel (kuzeybatı) izler. Daha sonra lodos (güneybatı) rüzgarı görülür. Ortalama rüzgar hızı 1,7 m/sn’ dir. Ölçülen en yüksek rüzgar hızı 27,6 m/sn ile karayele aittir.

Simav’ı Sahiplenenler ve Muhsin Yazıcıoğlu Örneği

Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasının ardından yaşananlara hiç dikkat ettiniz mi? Kendisiyle siyasi görüşleri farklı olsa da Deniz Baykal’ın bile ona hayran olduğunu öğrendik. Muhsin Bey’i ben de çok severim. Kendisi gerçekten son derece dürüst ve saygın bir siyasetçidir. Yazımın başında “Sayın” ifadesini kullanmamın sebebi de O’na duyduğum saygı. Fakat hep aynı hatayı yapıyoruz; yiğidin hakkını geç veriyoruz. Kıymet bilemiyoruz. Her ne kadar yaşananlar üzücü olsa da biz Simavlılara da ders veriyor aslında… Muhsin Bey çok sevilse de malesef değeri pek az kişi tarafından bilindi. Peki ya biz Simavlılar Kendi Muhsin’lerimizi ne kadar tanıyoruz, biliyoruz, değer veriyoruz ???

muhsin yazıcıoğlu simavSimava gönül veren kişiler azımsanmayacak kadar çok olsa da anlaşılan o ki bir birlik beraberlik malesef yok… Bu işi profesyonel anlamda Alaattin Gürırmak, Recep Albayrak, Şerif Erim; amatör anlamda ise Ayhan Dilekli, Hüseyin Tophan, Halil Erbek, Bayram Okur ve Murat Umutlu kardeşim yapıyor… Yiğitlerin hakkını vermek lazım…

Bu saydığım kişilerin hiç birinin yaptıkları işte maddi menfaat gütmediklerini de biliyorum… Aslında bu saydığım kişilerin bizlerin desteklerine ihtiyaçları da yok… Ama şunu hiç hatırdan çıkarmamalı, bazı şeyler böyle kişiler sayesinde var… Bir örnekle açıklayayım:

Kolbastı. Bu oyunu bir kaç sene öncesine kadar kaçımız biliyorduk? Şimdi neredeyse bilmeyen yok… Hatta Çankırılı bir arkadaşım bile öğrenme çabasında… Her ne kadar Trabzon yöresine ait bir oyun olsa da onu YouTube’den Facebook’tan öğrenmedik mi? Bu oyunu Trabzonlular yıllardır bilse de BİZ onu internetten öğrendik… Peki bu Trabzonlulara ne kazandırdı? Bu onlara bilinirlik kazandırdı. Nedir bu bilinirlik? Bilinirlik namını duyurmaktan öte bir şeydir. Kendi kendinize “neden reklamlarda çoğunlukla gördüğüm bir malı tercih ediyorum?” diye sorarsanız anlarsınız. Çünkü o markayı biliyorsunuz. Sizinle beraber milyonlar biliyor. Bu yüzden tercih ediyorsunuz. Çünkü asrımızda artık gizli kalanlar muteber değil. Devir bilme ve bildirme devri. Bu yüzden çağın adı Bilgi Çağı… Bilen üstünlük kazanıyor. Bilen patron oluyor. Bilen hükmediyor.

Memleketimiz hakkında yapılan çalışmalar şüphesiz karşılıksız kalmayacaktır. Almanya’daki bir genç babasının köyünün resimlerini gördüğünde, İstanbul’daki bir Simavlı esnaf dükkanında Simavlıları gördüğünde, kendi köyünden onlarca kilometre uzaktaki bir köyden arkadaş edinen bir Simavlı genci duyduğunuzda bu dediklerime hak vereceksiniz. Bu sebeple Simav ile ilgili tüm sitelerin ekiplerine şahsı adına teşekkür ediyorum.

Hele bir de Simavın Sesi gazetesine teşekkür etmek gerek ki o ayrı bir şey zaten. Düşünsenize daha geçen gün bir arkadaşımın evinde gördüm bu gazeteyi. Simav seçimleriyle ilgili haberleri okuduk. Tatması güzel bir zevkti. Sonradan öğrendim ki gazeteye abone olunca istanbula bile yolluyorlarmış… Kim olduklarını bilmiyorum ama gazete sahiplerini tebrik ederim.  Sitelerinde künye bilgiilerini bulamadım. Arkadaşımdaki gazetedeki künyeye de bakmamıştım.

Bu çalışmalar iyi güzel de bunların kıymeti biliniyor mu?

Bir daha ki yazımız Alaattin Gürırmak Bey ile ilgili olacak…