Simav Gene Veresiye Dedi!

Kütahya’nın Simav ilçesinde alım gücü düşen vatandaşlar günlük gereksinimlerini eskiden olduğu gibi kara gün dostu bakkallardan yapmaya başladı.

Simav’da ekonomik güçlük çeken vatandaşlar için veresiye defterinde bir yer açıp eskiden olduğu ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını bildiren Simavlı Bakkal Refik Tekin (38), vatandaşların günlük gereksinimleri karşılayabilmesi için açtıkları veresiye defterlerinin şimdiden kabarmaya başladığını bildirdi. Parası olanlara peşin, olmayanlara veresiye verdiklerini anlatan Tekin,” Biz bakkallar mahallenin kara gün dostuyuz” diye konuştu.

Kendilerine tekrar yönelen müşterilerin en çok kredi kartlarından şikayetçi olduklarının altını çizen Simavlı Bakkal Refik Tekin, ”Müşteriler arasında kartlar bizi yaktı diyenlerin sayısı her geçen gün çoğalıyor. Kredi kartı ve marketlerin indirim tuzaklarına düşenlerin çoğu son günlerde tekrar müşterimiz olmaya başladı” şeklinde konuştu.

Simav Bakkallar Odası Başkanı Murat Akan, bilinçlenen tüketicilerin bakkallara tekrar geri dönmeye başladığını ve sürecin giderek hızlandığını kaydetti.

Naşa’lı Ahmet Efe

Naşa’lı Ahmet Çanakkale’de askerdir. Fakat askerliği bir türlü bitmez. Komutan onu bir türlü terhis etmemektedir. O devirde askerliğe yakalanan kolay kolay kurtulamaz. Bu yüzden çeşitli rüşvet olayları dönmektedir. Komutanın istediği parayı getirirse terhis olacağı söylenir. Naşa’lı Ahmet’in Para bulabilmesi için komutan kısa süreliğine izin verir. Naşa’lı Ahmet hazır köyüne gelmişken bir de nişanlanır. Bu arada parayı denkleştirerek geri döner ve komutana verir. Artık terhisini beklemektedir. Fakat beklemesi boşunadır. Aldatıldığını anlayan Naşa’lı komutanını vurur. Kaçar Simav’a gelir. Simav dağlarını kendine mesken tutar.

Genellikle Simav ile Gediz arasında dağlarda yaşayan Naşa’lı Ahmet zaman zaman Gediz pazarında görülür. Simavlılarla yavuklusuna haber gönderir. Bazen de Simav’a inerek yaren toplantılarına katılır.

Hisarköylü Şalgamlar padişahın Kütahya yöresinde güvenliği sağlamakla görevlendirdiği kişilerdir. Naşa’lı Ahmet’i yakalama görevi de onlara verilir.

Naşa’lı Ahmet Efe’nin, Akdağ Yaylası’nda olduğu haberi Şalgamlara gelince, İsmail ve Ali Ağalar iz sürerek Akdağ’ın Turnacık yaylasında bir çepni ile yemek yerken yakalarlar.

Karşılama çok ani olduğundan her iki taraf tetikte ve çok dikkatlidir. Şalgamoğlu Ali ve İsmail, sofraya otururlar. Hava gergindir. Lokmalar ağızda büyür. Bunlar fırsat kollarken Ahmet Efe ve çepni açık vermemeye çalışır. Martinler kucakta, parmaklar tetiktedir. İsmail sağ tarafa oturmuş, tüfeğini Efe’nin böğrüne çevirmiştir. Efe’nin tüfeği ise Ali Ağa’ya çevrilmiştir. Ağı gibi bir aş biter sonunda. Tam ayağa kalktıkları sırada İsmail Ağa, Efe’yi arkadan kucaklar. Ayakları çadır ipine takılır ve yuvarlanırlar. Ali Ağa çepninin tüfeğini alıp Ahmet Efe’ye doğrultur. Efe’yi bağlayıp zaptiyeye haber verirler.

Olay yerine gelen müfreze komutanı Kör Mülazım, “vurun” emri verir. İsmail Ağa öldürülmesine karşı çıkar, önüne durur. “Mahkeme edilsin ” der. Fakat arkasında duran Çavuş Uzunalo Deli Mehmet’e engel olamaz. Öldürülen Efe’nin başı Kütahya’ya gönderilir.

Naşa’lı Ahmet Efe’nin Ardından yakılan Türkünün bir bölümü ise şöyledir

Asarköy’den çıktım başım selamet
Akdağ Yaylası’nda koptu kıyamet
Beni de vuran Uzunalo Delahmet

Gediz pazarıdır benim pazarım
Akdağ Yaylası’nda kaldı mezarım
Sağ olaydım şu dağlarda gezeydim

Ne diyem oy Ahmet Allahtan oldu
Bizim kavuşmamız mahşere kaldı

Simav Ulucamii Mihrabındaki Ayyıldız Kabartmalar Nerede

gurirmak1Bir süredir Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımı ihale edilerek tamir gören 3 tarihi taş camimiz belkide ilk defa aslına uygun bir şekilde onarım görüyorlar.

Bir süredir Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımı ihale edilerek tamir gören 3 tarihi taş camimiz belkide ilk defa aslına uygun bir şekilde onarım görüyorlar. Simav-Merkezdeki bu camilerimiz SİMAV BABİK BEY (ULU) CAMİİ -Yapımı 1425 yılından önce, ÜZÜM PAZARI CAMİİ-yapımı 1670 ve ŞEYH BEDRETTİN CAMİİ-yapımı 1829 yılı (Onarım yılı olabilir)….İşte bu camilerimizin aslına uygun tamiri için karar verenlerden, vesile olanlardan Allah razı olsun…

Müftülüğümüzün tam karşısında olan Üzüm Pazarı camii Türkiye’de KABE ölçülerinde ender yapılan kare planlı camilerimizdendir…Evliya Çelebinin 1671 yılındaki seyahatnamsindeki kayıta göre 1670 yılı yapımıdır…1966 senesinde son cemaat bölümü eklenmiş ve üzerinede UYDURUKTAN TEMELSİZ BİR MİNARE konulmuştur…Geçen yıl onarımı bitirilen bu camimizin 1966 yılında yapılan ve estetiği olmayan eklerinden kurtarılarak ilk yapıldığı 1670 yılı mimarisine tekrar kavuştulmuştur…Hisartepe eteğindeki Şeyh Bedrettin Camiininde onarımı bitirildi.Ahşaptan olan bu camimizin tabelasında yapımı yılı 1829 yılı yazılıysada büyük bir ihtimalle ONARIM YILI tarihi olmalıdır…Ünlü Şeyh Bedrettin 1358-1420 Tarihlerinde yaşamıştır…Bu camiide o yıllara kadar yapım yılı götürülebilir.Ancak onarımlarla ilk özelliklerini kaybettiği ortadadır.

Gelelim bütün SİMAV İLÇESİ’nin en eski en kıdemli camiisi ULU CAMİMİZE,,,Camimiz ilk Simav’ın yerleşim yerlerinden Harmancık=(CUMA) Mahallesinde görkemli bir mevkide inşa edilidir. 1966 yılında basılan İŞTE SİMAV kitabının 38’inci sayfasında Namık bey cami sahibi Süleyman Çavuş’tur. Yapımı 1542 yılına rastlamaktadır..Bolvadin Yörükleri tarafından yapıldığı söylenmektedir.Çevresi Fundalık olduğundan yaşlı Simavlılar FINDIKLI CAMİİ’de demektedir. Geniş bahçesinde bulunan havuz 1933’te yapılmıştır.Caminin vakfı iken yanındaki hamam 1947 senesinde BELEDİYE tarafından alınmıştır kaydı yazılıdır…Son bilgilerime göre bu metne ek yapayım…Kapısındaki kitabesinde 1551 yılında yapılmıştır yazılıdır.Sahibi denilen Süleyman Çavuş yaptıran değil, o tarihte onarandır. Süleyman Çavuş’un komşu Şaphane Koca Seyfullah Camiisini yaptıran Koca Seyfullah gibi ünlü MİMAR SİNAN’ın kalfalarından olduğunu sanıyorum…

Değerli okuyucularım ve hemşehrilerim ULU Camimiz ve Külliyesi (Kampüsü) olan HAN’ı ve HAMAM’ı ile ilgili başlı başına bir kitap yazılabilir. Camiinin HAN’ı geçen yüzyılda ortadan kalktığı bilgisine sahibiz.ARSASINDA bugün 1966 yılında yapılan FATİH İLKÖĞRETİM OKULU binası yer alıyor…Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde BABUK BEY HAMAMI olarak geçen yapı ise (2007 YILINDA) geçtiğimiz aylarda SONSUZLUĞA GÖNDERİLMEK ÜZERE yıktırılmıştır. Elbette bu hamamımız ilk yapıldığı özelliklerinde değildi.. Ama Beylikler dönemi mimarisinde idi…İçinde çok yıkandım…hatıralarımız var…kapısındaki tabelada ilk tamiri 1948 ikinci tamiri 1991 YILI yazılıydı..Bu hamamı 27.Nisan.1989 Tarihinde gezen, fotoğraflayan üniversite hocası Ali Osman Uysal’ın 2006 yılında basılan GERMİYANOĞULLARI BEYLİĞİNİN MİMARİ ESELERİ isimli kitabında plan grafikleriyle birlikte anlatımı var…Ben birşey yazmıyorum. Siyasetçilerimiz daha iyi bilir ve yaparlar…Bir ÖZ SİMAVLI olarak bu hocamıza bu eserinden ötürü teşekkür ediyorum…Bu gün 18.Mart Üniversitesinde öğretim görevlisi olan A.Osman UYSAL hocamızın bu adını yazdığım eserinde SİMAV ULU CAMİSİNİN tarihlemesini yani yapım yılının 1425’ten önce yapılmış olabileceğini kayıt düşmüş…Kapı kitabesindeki 1551 yılının onarım yılı olarak belirtmiş…Sonra caminin 1953 yılında esaslı bir onarımdan geçtiğini belirtmiş…Sonra Evliya Çelebinin gördüğü minarenin şimdiki minare olmadığını depremlerle yılılıp takrarı olabileceğini dikkat çekerek kuzey ön cephesindeki duvardaki kavisli 5 bölüm çizgisinin 5 kubbeli son cemaat yeri olması gerektiğini yazmış…sonra…BU SİMAV ULU CAMİSİ ki bence 1350 ile 1400 Yılları arasında yapılmış olabilir.Çünkü Vakıf kayıtlarında yaptıranı BABİK=BABUK bey bu senelerde yaşadığı biliniyor..Neyse camimizin çok önemli bir özelliğini A.Osman Uysal hocamızın kitabında yazdığına göre 1447 yılı yapımlı EDİRNE ÜÇ ŞEREFELİ CAMİİ ile 1489 Yılı yapımlı MANİSA HATUNİYE CAMİİ planlarına benzemekte belkide ÖRNEK olmuştur demiş…

Değerli hocamız 1989 nisan ayında gezdiği Simav ulu camimizin MİHRABI’nı (hocanın namaz kıldığı yer) şöyle görüp yazmış; “Basit bir nişten ibaret olan Mihrap,üçtarafından yeşil boya ile meydana getirilmiş geniş bir bordürle kuşatılmıştır.Nişin üstündeki kızılkahverengi kartuşun yüzeyine ‘ KUL VE CEHELE ŞATIRÜ’L- MESCİD’İL MİHRAB’ bunun yukarısında, yeşil renkli boya üzerinde beyaz yaprak desenleriyle meydana getirilmiş çerçevenin içinde ise ‘BİSMİLLARAHİRAHMANİRAHİM’ yazılmıştır. Kenar köşelerinde AY YILDIZ ,20.yüzyıl başlarında eklektik uslübunda çok sevilen ve her türlü yapıda sıkça kullanılan bir motiftir.Aynı motif kütüphane binasında (1903 yılı) kapının kemer konsullarında karşımıza çıkmaktadır ” demiş…
Sayın okuyucularım yukarıdaki MİHRAB tarifine bu camimizde Cuma namazları kılarken defalarca bakmışımdır…Bence AY YILDIZ motifleri 100 yıldır değil sanki caminin ilk yapıldığı yıllardan gibidir…Bu Ay yıldızlar mihrabın sağı ve solunda hafif kabartma halinde yapılıydı…Bu ay yıldızlar yani bayrağımızdaki gibi beni çok etkilemiştir. Hatta son gördüğümde yıldızlardan birinin bir ucu-köşesi kopuktu…Evet sanıyorum 5 yada 6 sene önce BU MİHRAP VE AY YILDILARIN üzeri KÜTAHYA ÇİNİLERİYLE KOMPLE KAPATILMIŞTIR….Son yıllarda camilerimize hazır KÜTAHYA çini hazır mihrapları yapılmaktada camilerin ilk yapılan mihrapları yok edilip ortadan kaldırılmaktadır…Peki Kütahya çinileri sanatsalmıdır heyhat hepsi de fabrikasyon ucuz işçilik olup sanatsal değerleri yoktur…Hem biz SİMAVLILAR kütahyalılar gibi ÇİNİCİ değiliz….ÇİNİ onların olsun….BİZ HALICIYIZ….16.YÜZYIL OSMANLI SARAY HALILARI SİMAV’da dokunuyordu…Kütahya merkezde değil….Mihraplarımıza Simav halısının örnekleri çizilmeli kendi ilçemizin kültürünü yansıtmalıyız derim…

* AY YILDIZ SİMGESİ, TEK TANRI’YA İŞARET*
Bayrağımız bu günkü son şekli 29.Mayı.1936 tarih ve 2994 sayılı Türk Bayrağı kanunu ile belirlenmiş.Bu şekille ilgili en eski belge 27.Haziran.1793 tarihlidir. Ama bu ay ve yıldız (ya da yıldıza benzer Güneş şekli) 6.asırda Orta Asya’da kurulan GÖKTÜRK devletinden beri Türklerce kullanıldığı söyleniyor… ‘B Harfinin on bin yıllık hikayesi’ kitabının yazarı Doğan Erçetin’in araştırmalarına göre ‘TÜRKLER hep tek tanrıya inanmışlar. Eski Türk çağlarının OM tamgası, Arapça “NUN” harfininde kaynağımış. Bu om ve nun harfi çizimleri TÜRK BAYRAĞINDAKİ AY YILDIZ’ında kökeniymiş. Bu yoruma göre Türk Bayrağındaki AY YILDIZ Gök Tanrı’nın TAMGASI=DAMGASI=İŞARETİ olmakta olup “ALLAH” şeklinde okunması gereken bir resim tamgası/Harfidir. Tarih boyunca Türk Milletine “TANRININ ASKERLERİ” denilmesinin kökeninde yatan etkenlerden biriymiş bu damga-harf…..İlginç bir rastlantımıdır nedir…Simav Ulu Camisi Germiyan Beyliği Komutanlarından BABİK=BABUK HAN isimli kişininde adı Orta Asya Moğol TÜRKÇESİ anlamı BA= TANRI, BİK= BEY’İ anlamına denk düşüyor…Camimizi yaptıran BABİK=BABUK isimleri ‘ TANRI’NIN BEY’İ, TANRI’NIN VEKİLİ tercüme edebiliyoruz…Yine bu kitabın 80’inci sayfasında “BA” = EN YÜCE yani Tanrı,Allah anlamlarındaymış…Tabiiki BİG=BUK da BEY anlamlarının o çağda söyleniş halidir…BABİK BEY’in Komşu EMET ilçe merkezinde de ismini taşıyan camisi bulunuyor..Germiyan Beyliği FETİH komutanlarından olan BABUK HAN’ın kabri BU GÜN KAYSERİ’nin Yanıkoğlan Mahallesindeki ZAVİYESİNİN BAHÇESİNDE gömülü olduğunu öğrendik…

ULU CAMİMİZİ onaranlardan ricam şu….nasıl ki Üzümpazarı Camimizin 1966 yılında yapılmış son cemaat bölümünü ve temelsiz uyduruk minaresini yıkıp ilk yapım dönemine getirdiniz…..BU CAMİMİZİNDE İLK HALİ görünümüne kavuşturmanınızı bekleriz….MİHRABTAKİ AY YILDIZLARIMIZI GERİYE KOYUNUZ…ÇÜNKÜ ATALARIMIZIN bize emanetidir…….Üstüne yapılan Kütahya çinilerini söküp ,kazıyınız….KABARTMA AY YILDIZLARIMIZI kazımışlarsa yukarıda fotoğraflarını takdim ediyorum…Lütfen benzerini yapınız……TÜRK BAYRAĞININ AY YILDIZI CAMİMİZİN MİHRABINDAN SİLİNEMEZ… SİLİNMEMELİ…

“BİLMEYENLER NE BİLSİN BİZİ, BİLENLERE SELAM OLSUN” -yunus emre-

SAYGI VE SELAMLARIMLA…..23-MAYIS-2008-İZMİR

Simavlı Siyasetçi Doktor Görevine Geri Döndü

Doktor Dursun Uzun, seçimi kaybetmesinin ardından, görevine geri dönerek Karakür Mahallesi’ndeki 2 Numaralı Sağlık Ocağına doktor olarak atandı.

29 Mart Yerel Seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Simav Belediye Başkan adaylığı için Esenevler Mahallesi’ndeki 3 Numaralı Sağlık Ocağı’ndaki görevinden istifa eden Sorumlu Doktor Dursun Uzun, seçimi kaybetmesinin ardından, bu kez Karakür Mahallesi’ndeki 2 Numaralı Sağlık Ocağına doktor olarak atandı.

Siyasetçi doktor Dursun Uzun’un 2 Numaralı Sağlık Ocağı’na Doktor olarak atanmasıyla Sağlık Ocağı’ndaki doktor sayısı ikiye yükseldi. 29 Mart yerel seçimlerinde Simav’a CHP’den belediye başkanı olabilmek için 20 Aralık 2008 tarihinde 3 Numaralı Sağlık Ocağı Sorumlu Doktorluk görevinden istifa eden Doktor Dursun Uzun’un 2007 Milletvekilliği genel seçimlerinde yine CHP’den Kütahya Milletvekilliği için istifa ettiği, seçimi kaybetmesinin ardından 3 Numaralı Sağlık Ocağı’ndaki eski görevine döndüğü öğrenildi.

Muhtarlar Yemekte Buluştu

Belediye tarafından işletilen Eynal Kaplıcaları Restoran’da gerçekleşen yemekte konuşan Simav Muhtarlar Derneği Başkanı Raif Adıgüzel, Simav ilçe merkezi, köy ve beldelerinde görev yapan 133 muhtarı bir araya getirip tanıştırıp kaynaştırmak istediklerini söyledi.

Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek Simav’ı yönetenlere her konuda destek olmak istediklerini dile getiren Adıgüzel, yeni dönemde amaçlarının Simav’a yapılacak her türlü yatırıma muhtarlar olarak destek olmak istediklerini kaydetti. Simav’ın köyleriyle birlikte 72 bini aşan nüfusuyla Kütahya’nın en büyük ilçesi olduğunu vurgulayan Adıgüzel, ilçe merkezi ve köylerine yapılacak yatırımların Simav’a layık olmasına gayret göstereceklerini bildirdi.

Simav Muhtarlar derneği tarafından Eynal Kaplıcaları Restoran’da düzenlenen akşam yemeğine Simav Kaymakamı Rıza Dalan, Simav’ın DP’li Belediye Başkanı Kasım Karahan, Cumhuriyet Başsavcısı Recai Bilgin, Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürü Zülkarni Yeldemez, Kütahya İl Genel Meclisinin Simavlı üyeleri, Dikensiz Güller Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Bacaksız, daire müdürleriyle 133 köy ve mahalle muhtarının tamamı katıldı. Yemekte muhtarlara hitap eden Simav Kaymakamı Rıza Dalan, birlik, beraberlik ruhunun en güzel örneklerinin sergilendiği böylesine güzel bir ortamda bizleri siz değerli muhtarlarımızla buluşturan Simav Muhtarlar Derneği Başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu. D

aha sonra söz alan Simav Belediye Başkanı Kasım Karahan, Simav’ı muhtarlar ile birlikte yeniden imar ve inşa edeceklerini bildirdi.

Karahan, Simav’ı hak ettiği çağdaş ve modern bir kent görünümüne kavuşturmak için muhtarların desteğine ihtiyaç duyduğunu ve bu desteği de alacağından emin olduğunu bildirdi. Son olarak söz alan Kütahya İl Daimi Encümeni üyesi Hüseyin Kalaycık, Simav’ın köylerine yapmayı planladıkları hizmetleri anlattı.

Yemeğin ardından protokol ve üyelerinin tamamını uğurlayan Simav Muhtarlar Derneği Başkanı Raif Adıgüzel, bu tür etkinliklerin sıkça tekrarlanacağını ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte her ay bir köye gezi düzenleyerek muhtar ve köylerin sorunlarını yerinde tespit etmeyi amaçladıklarını kaydetti.

Simav Şairleri Ağırladı

Bu yıl 14’üncüsü düzenlenen, “Simav 14. Geleneksel Şairler Şöleni” büyük ilgi gördü.

Kütahya’nın Simav ilçesinde 3 gün süren Şairler Şöleni sona erdi. İlk gün Belediye Düğün Salonu’nda yapılan en güzel şiir okuma yarışmasıyla şairlerin belgeleri takdim edildi. Gecede yazdıkları şiirleri okuyan, öykülerini anlatan şairler izleyicileri kimi zaman ağlattı, kimi zaman neşelendirdi. Daha sonra piknik ve gezi organizasyonlarında stres atan şairler, Simavlı şair ve gazeteci Ali Abdülkerimoğlu’nun kabrini ziyaret etti.

Şairler, düzenlenen gecede de eserlerini davetlilerle paylaştı. Şölene katılan şairlerin ‘yılın şair annesi’ seçtiği Cahide Ulaş’a hediyesini Simav Kaymakamı Rıza Dalan takdim etti. Şiir sanatına katkılarından dolayı Simav Belediye Başkanı Kasım Karahan ve Kaymakam Rıza Dalan’a da birer plaket takdim edildi. Simav Şairler Şöleni’ne katılan şair ve yazarlar gelecek yıl yine mayıs ayının ilk haftasında Simav’da buluşmak üzere Simav’dan ayrıldı.

Simav’dan Yarenler Geçti

Yaren kültürünün Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Koruma (UNESCO) tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alınması amacıyla Kütahya’nın Simav ilçesinde 2. Yaren Çalıştayı yapıldı.

Çalıştay öncesi Belediye Meydanı’nda toplanan katılımcılar Simav’ın düşman işgalinden kurtuluşu esnasında gösterdikleri kahramanlıklarla anılan Mor ve Sarı Zeybeklerin eşliğinde kortej halinde Cumhuriyet Meydanına kadar yürüdü. Burada saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Atatürk Anıtına çelenk koyan katılımcılar daha sonra Simav zeybeklerinin nefes kesen yöresel halk oyunlarını izledi.

Törenin bu bölümüne Simav Kaymakamı Rıza Dalan ile Simav Belediye Başkanı Kasım Karahan’ın yanı sıra daire müdürleri ve Simavlılar da iştirak etti. Kültür Bakanlığı’ndan gelen heyetin yanı sıra Türkiye’nin değişik Üniversitelerinden gelen çok sayıda akademisyen ve Türkiye’de yaren kültürünü yaşatmaya çalışan il ve ilçelerinden gelen yaren temsilcileri daha sonra yarenciliğin sorunlarını tartışmak üzere Simav Halil İbrahim Kazcıoğlu Mesleki Eğitim Merkezi Toplantı Salonu’na geçti Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneğinin ev sahipliğinde iki bölüm halinde süren 2. Yaren Çalıştayına Kültür ve Turizm Bakanlığı AEGM Şube Müdürü Solmaz Karabaşa ile Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tülay Uğuzman başkanlık etti. Çalıştay toplantısına ayrıca Kütahya İl Kültür ve Turizm İl Müdürü Zülkarni Yeldemez, Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Halk Bilimi Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu, Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Ramazan Yelken, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü Orta Çağ İslam medeniyeti Tarih Uzmanı Doç. Dr. Mustafa demirci, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Halk Bilim Bölümü Unesco SOKÜM İhtisas Komite üyesi Doç. Dr. Muhtar Kutlu, Karatekin Üniversitesi Kültür Müdürü Ahmet Kocadağ, Çankırı, Afyon’un Sandıklı ile Konya’nın Akşehir ilçeleri Yaren temsilcileri, Dernek üyelerinin yanı sıra çok sayıda akademisyen, Baş Ağa, Yaren Başı, Yaren Ağası, Sazende, Araştırmacı ve öğretmenler katıldı.

Açılışta konuşan Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Yavuz, Türk kültürünün unutulmaya yüz tutmuş asırlık geleneklerinden yarenciliğin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Günümüzde yozlaşan kültüre ancak Yaren kültürünün yaygınlaştırılmasıyla çözüm bulunabileceğine dikkat çeken Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Yavuz, ev sahibi olarak tüm katılımcılara teşriflerinden dolayı teşekkür etti, Yarenleri Simav’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. Daha sonra söz alan konuşmacılar, her türlü tartışmanın uzağında bütün kuralların açık açık yazıldığı ve uygulandığı bir anayasa istediklerini ifade etti. Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürü Zülkarni Yeldemez, yarencilik geleneğinin tüm kurallarına uygun bir şekilde yaşatıldığı Kütahya’nın en büyük ilçesi Simav’da yapılan 2. Yaren Çalıştayı’nın başarılı olmasını diledi.

Açılış konuşmalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı AEGM Şube Müdürü Solmaz Karabaşa, Somut Olmayan Kültürel Miras/SOKÜM çalışmaları ve temsili liste için dosya hazırlık süreci hakkında bir sunum yaptı.

UNESCO Türkiye Mili Komisyonu SOKÜM komitesi üyesi Doç. Dr. Muhtar Kutlu, “2003 yılında yapılan sözleşmeye taraf ülkelerden birisiyiz. Bu güne kadar 104 Devlet bu sözleşmeye taraf oldu” dedi, İki bölüm halinde devam eden Çalıştay sonunda ev sahibi Simav Yaren Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Yavuz, yarenleriyle birlikte Simav’daki uygulamalarını gösterir temsili bir yaren oturumunu Simav Eynal Kaplıcaları Gazinosunda misafirlere sundu. 2. Yaren Çalıştayına katılmak üzere Simav’a gelen misafirler ikinci gün hep birlikte Simav’ın tarihi ve turistik yerlerini gezdi, 1450 Rakımlı Gölcük Orman İçi Dinlenme Tesislerinde piknik yaptı, Krater Göl çevresinde yürüyüş yaptıktan sonra Simav’dan ayrıldı