Adımız Gurbetçi; Gönlümüz Simav

simav-gorunum2

Değerli Simavlilar:

Gurbetteki hemşehrilerimizin Simavla ilgili sorunu tek değil diye düşünüyorum. Gurbetciler Simav’a geldiklerinde ilk başta Simava olan özlemlerini gidermek, yakınlarını görmek istiyor. Bunun yanında Simav’da sıkılmamaları ve onlara daha fazla Simav’da tatillarini geçirtmek için neler yapılabilir sorusuna cevap vermeli Simav.

Ben ve diğer gurbetçi hemşehrilerimiz,  Simav’a geldiğimizde hep aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Bu yüzden birçok kişi “hiç bir değişiklik yok” deyip tatillerini erken bitirmekte. Böyle olunca da başta Simavlı esnafımız olmak üzere, gurbetci hemşehrilerimizden yararlanamamakta.

Özellikle gençlere yönelik organizasyonlar ve faliyetler, Simav Belediyemizce düzenlenecek olan halk konserleri; gurbetcilerimizin yogun oldugu dönemde, ailelere yönelik yine Belediyemizce Gölcüğe hafta sonları belli güzargahlardan belli saatlerde otobüs kaldırılması… Bunun yanında köylerimiz arasında ödüllü futbol müsabakaları düzenlenmesi… Tüm bunların gurbetçilerimizi daha fazla Simav’da tutacağını inanıyorum.

Sayın Belediye Başkanım Kazım Karahan umarım bu yazımı okur ve bizlere destek olur.

Saygılarımla,

Taner Yağız

Avrupa Birliği Ülkelerinin Türkiyeme Geç Kalmış Vizesi

pasaport

En Büyük Ayıpları

Avrupa birliğinin geç kalmışlığı en büyük ayıbıdır bence.

Tıpkı sözde insan hakları konusundaki eksikliklerinden ötürü Türkiye’yi acımasızca (sırf kendi çıkarları için) eleştirmeleri gibi.  Artık ne eksikliği varsa yada ne insafsızca bir duruma göz yumuluyorsa .

Kendilerinin yapmış oldukları ise ayrı bir dert! Diğer Müslüman ülkelerine başka bahanelerle saldırıp sahip oldukları değerleri (yer altı yer üstü zenginliklerini) elde edebilmek adına daha ana rahminde şekil almamış hayatları gözetmeksizin, daha hayatı tadamamış, cocukluğunu bile yaşamamış, evliliğin ilk gününü bile yaşayamamış insanları gözetmeksizin kıyanlar bize insan hakları dersi veriyor!

Sonrada çıkıp insan haklarının ihlalinde felen bahsediyorlar. Ne lahana ne de kereviz turşusu bile diyemiyor insan. Helal olsun lan, bu ne pişkinliktir? Bir yere üs kurup oradaki gücünle zulmet…. İstediğin eşkiyalığı yap yada yapılması için dini hedeflerinize ve çıkarlarınıza daha doğrusu arzularınıza uyup herkesi kıyıp geçirin, kendi insanına bile merhametin şefkatin olmasın; ondan sonra kalk de ki insan hakları da insan nhakları!

Bu günler geçicek ve bazı izlenen politakalar son bulucak çünki üretilen bir yalan dolan dan ibaret. Nereye kadar sürücek? İnsanlık bir gün ortak dertlerden ötürü bir noktada buluşup ortak hareket etmek zorunda kalacak ( açlık gibi , kuraklık gibi ) ama o zaman da pek bir fayda kalmıyacak, kıyamet şerbetini tatmış olacağız .

Ne derler? Maymun gözünü açtı her şey bir yere kadar gizli saklı kalır. Kıvırın kıvıra bildiğiniz kadar. Sizin bize sadaka verme gibi lüksünüz yok. Tam aksine sizin bize, Türk halkına ihtiyacınız var! Bunu bildiğiniz için yakın duruyosunuz, bize o yüzden gebesiniz. Şimdi kapristesiniz, ama çok fazla değil… Hele bahaneler tükenip gerçekler dökülmeye başladığında ne olur bir görün, ne olur orasını ben bilemem! Ama görünen köy kılavuz istemez derler.

Başkalarına düşmanlığımız yok yazılanlardan bu anlaşılmasın. Sadece bir telefondan yola çıksak bile 10 yada 20 senenin içinde ceplerimize giren teknolojide büyük adımlar atılırken bu durumlarda nedense hep olduğumuz yerdeyiz bir ilerleme olmuyor. Nedense şu: akacak olan suya yön vermek zor, ya yemiyor bunu yapmak ya da bu suyun akması herkesin işine gelmiyor kendine bile.

bumulan

Simav’a Dair Hayallerim

simav_hayalleri

Geçen sefer ki yazısıyla Simavlilar.com’un gurur tablosunda en üst sırayı kaptı Halil İbrahim Zor Bey. Görülen o ki Halil Bey’in yazıları sadece Türkiye’de değil; Almanya, Rusya, Fransa, Amerika ve İran’da dahi 2000’i aşkın kullanıcı tarafından okunuyor.

Halil İbrahim Zor Bey’in bu haftaki yazısı ise Simav için Proje Geliştirenlere ışık tutacak mahiyette. Ben de şahsım adına Halil İbrahim Bey’in başarısını kutlar, güzel yazılarının devamını dilerim.

Mustafa…

Bacasından duman çıkmayan (her eve jeotermal)

Depreme dayanıklı evlerin yapıldığı.

Engelli Simavlıların rahat hareket ettiği kaldırımların,

Ağaçlandırılmış yolların yapıldığı.

Otopark sorunu olmayan,

Görüntü kirliliği olmadan şehirleşen.

Çocuklar için oyun alanlarının olduğu,

Okullarındaki eğitimin en üst düzeyde olduğu,

Asayişi tam olan,

Sağlık problemlerini çözmüş,

Köylerinin yollarını yapmış,

Köylerdeki göçü durdurmuş,

Eynalı marka yapmış,

Jeotermal enerji ile seracılığı gelişmiş,

Simav dışındaki iş adamlarının yatırım yaptıkları,

(Simav dışında o kadar iş adamamız varki)

Ana arterlere en hızlı ve güvenli ulaşımı olan,

(Simav İzmir yolu)

(Simav bursa yolu)

(Simav Kütahya yolu)

Çalışanların sabahlar mutlulukla birbirine ”günaydın” dediği.

Akşam isten dönenlerin elinin dolu olduğu.

SİMAV…

BU HAYALLERİM ÇOKMU DERSİNİZ…!!!

Gurbetten Sesleniyorum

Taner Yağız'dan İbretlik Bir Hatıra - Simav Yolları

Taner Yağız'dan İbretlik Bir Hatıra - Simav Yolları

Merhaba sevgili Simavlılar,

Ben İstanbul’da yaşayan bir Simavlı ve aynı zamanda bir Simav gönüllüsü olarak her İstanbul’dan Simav’a gidişimde ne zaman rahatça, huzurlu bir şekilde gidebileceğim soruyorum kendime. Demek istediğim; yollarımızın bildiğiniz gibi bozuk, levhasız, dar ve korkutucu olması. Bu şikâyet sadece benim değil, tüm gurbetteki Simavlıların ve ülkem insanının sorunu. Ülkem insanı derken ne demek istediğimi size güzel ama bir o kadar da utanç verici bir yaşanmış olayla anlatmak istiyorum.

Sizlere yazımın başında da söylediğim gibi İstanbul’da yaşıyorum. Çalıştığım iş yerindeki arkadaşıma Simav Eynal kaplıcalarından övgüyle bahsettim. Hatta arkadaşıma Eynal kaplıcalarımızın internet adresini de verdim ki daha detaylı görsün, anlattığım kadar var mı baksın. Sonuçta arkadaşım benim tavsiyem ve internetten aldığı bilgiler sayesinde kaplıcalarımıza ailesiyle gitmeye karar verdi. Ailesiyle gittiği Simav Eynal kaplıcalarımızdan döndüğünde “kaplıcalarınız, gölcük çok güzel yaşanacak yerler ama ben bir daha gitmem oraya” dediğinde nedenini sordum. “O yollarınız ne öyle, o yollarınızı gördükten sonra bir daha çok zor giderim” dedi. Maalesef ben bu cevaba karşılık övgüyle bahsettiğim kaplıcalarımız ve Simav hakkında arkadaşıma diyecek bir şey bulamadım. Çünkü sizde hak verirsiniz ki haklıydı.

Düşündünüz mü? Bırakın gurbetteki Simavlıları, bu şekilde kaç tane ülkemin insanı Simav Eynal kaplıcalarımızın adını duyduğu halde, tavsiye edildiği halde, ziyaret etmiyor. Evet arkadaşlar, ben düşündüm ve yollarımız yapılmadan hiç bir arkadaşıma kaplıcalardan övgüyle bahsetmeyeceğim!

Ve ben diyorum ki sayın milletvekillerim, Simav’ın önde gelen büyükleri, sizlerde Dç. Dr İsmail Karakuyu (sadece bu bir örnekti) gibi arkanızdan “Allah razı olsun Simav’a bunu yaptı” dedirtmek istiyorsanız Simav’a bağlanan yollarımızın yapılmasını sağlayınız.

Saygılarımla

Taner Yağız

Dağardı Yolları

Buradan öncelikle bu imakanı tanıyan site ekibine  çok teşekkür ediyorum.  aşağıdaki siir sadece bundan önce ve sonra yaşanıcak olan yada yaşanmış acılara bir elçidir berki.  Şu an öncelikle yeni yönetime görevinde başarılar diler ve bu YOL DURUMUNU ELE ALMASINI bütün dileğimle ve bir çok dağardı ve merkez yolu olan simav yolunun da ele alınmasını tüm simavli yaşayanlar olarak simavli yöneticiler mizin de yerine getirmelerini arz ederim.

Çünki büyük bir sorun gece yolculuğunda yaşanılan sıkıntı ve aydınlatmalarının olmayışı kazalara ve doğabilecek hayvan ölümlerine açık bir tehlike oluşturmaktadır. keza gündüz içinde bu geçerli. Geçmiş senelere bakıldığında bir çok kaza gerçekleşmiş olup sonucunda fert ölümleri ve hayvan ölümleri maddi kayıplar gerçekleşmiştir. yetkilileri bir kez daha bu hassaiyeti göz önünde bulunduracaklarından dolayı teşekür ederim..

gözlerim kapanmadan önce yoldaydım
damperli bir kamyon kadar gürültülü
ve bir o kadar sabırlı…
bir menzil bir başka menzile,
bir kilometre başka kilometreye değiyordu
kalbimden acılı şarkılar geçiyor,
sigaramın dumanı akşamla gülüşüyordu
yoldaydım…
kirli beyaz gömleğimin üstünde yağ lekeleri,
arka dörtlüde şöför ismetin hayar hikayeleri,
bir keskin viraj korkusunda,
hükmünü yitirmiş bir limon kolonya ferahlığında,
kısa ve soğuk ihtiyaç molalarında,
bir kasaba otogarında,
zigana geçidinde
başım camda sarsılarak uykudaydım,
öyle dardaydım,
yoldaydım…
o türkülerdeki, o ağıtlardaki,
o fırata kaptırılan gelin gibi hoyrattaki,
o aşılmaz, o varılmaz, o kahbe,
o yalan sevgili,
o rüya gibi
yoldaydım…
bir aşka gidecektim,
gece yarısı yeni bir şehre inecektim,
ellerim cebimde olucaktı,
kalbim avuçlarımda,
üşüycektim…
sen belki, belki sen
cesur turizmin yazıhanesinden,
apollo magius patinaj çekerken,
hayal meyal görecektin beni…
orası burası sökülmüş bir valiz elimde,
yanımda senin için topladığım üzümlerle dolu bir sepet,
ağzımda bulantıyı geçiren nane şekeri,
cebimde muavinin ikram ettiği gofret,
dudağımda yarım bir şarkı,
yüreğimde sadece hasret,
sadece cesur, sadece menzil,
sadece…
cümleten geçmiş ey olsun yolcular
yine bekleriz,
yine gideriz,
yine severiz birbirimizi…
geçmiş olsun ey yolcular!
sizin yolunuzun bittiği noktada bizim yolumuz başlar.
gidin,
yatın şimdi,
ya da buluşun sevdiklerinizle..
birbirinize öyküler anlatın;
kaptan uyuyordu diyin,
acılı şarkılar dinliyordu diyin,
çok sigara içiyordu,
gülmüyordu diyin,
geçmiş olsun ey yolcular!
hadi gidin
hadi siz gidin
hadi biz de gidelim ismail
bak arkaya yakayım dörtlüleri
havalı bir korna,
güzel bir manevra,
hoşçakal otogar!
merhaba yollar ve bahar,
yamalı asvaltlar,
merhaba hendekler, dereler, şarampol,
merhaba rüyalar, ecel,
merhaba hakkı bulut,
nane şekeri, kolonya, çokoprens
ve diğer herşeyler…
merhaba yol
yoldayız…
hayırlı yolculuklar,
hayırlı rüyalar,
gece kuşları, fren sesi,
koşarak karşıya geçmeye çalışırken parçalanan sincap,
fırlayan tekerlek, devrilen otobüs,
gazete kağıdıyla örtülen firmam, örtülen ömrüm, sermayem, karanlığım…
o zaman ben uykudaydım,
dardaydım,
yoldaydım…

İBRAHİM SADRİ

Türk – İslam Birliği

İslam ahlakına dayalı olan bu birlik sayesinde tüm Müslümanlar birbirleri ile doğrudan ilişki içinde olacak, birbirlerinin sorunlarını yakından tanıyacak, dayanışma içine girecek ve
“tüm Müslümanlar kardeştirler” ilkesi temel alınacaktır.

Müslümanlar, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in devrinden bu yana, insanlığa; akıl, bilim, düşünce, sanat, kültür, medeniyet gibi alanlarda öncülük etmiş, “insanların hayrı”na dev eserler ortaya koymuşlardır. Avrupa Ortaçağ’ın karanlığında iken, dünyaya bilimi, akılcılığı, tıbbı, sanatı, temizliği ve diğer pek çok hasleti Müslümanlar öğretmiştir. Kuran’ın nurundan ve hikmetinden kaynaklanan bu İslami yükselişi tekrar başlatmak için, geçmişte olduğu gibi bugün de Müslümanların İslam ahlakını ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerini temel alan bir yol göstericiliğe ihtiyaçları vardır.

İslam kültürü içinde birleşmek

Bugün dünyanın en önemli ekonomik ve siyasi güç merkezlerinden biri Avrupa Birliği’dir. AB farklı dilde, farklı siyasi görüşte, farklı toplum yapısında 25 ülkeyi bir araya getirmeyi ve ortak hareket ettirmeyi başarmaktadır. Bu yapının en önemli özelliği, üye ülkelerin tümünün “Avrupa kültürü” üzerine inşa edilmiş bir değerler sistemini kabul etmeleridir. Bu değerler sistemi üzerinde, birbirleri ile siyasi, ekonomik, kültürel işbirliği yapmalarıdır. Bu katılımcı birlik yapısı Müslüman ülkeler içinde güzel bir örnek olacaktır. Türk-İslam Birliği de, üye ülkeleri ortak bir “İslam kültürü” içinde birleştirecektir. İslam ahlakını kendine temel almış bu birlik sayesinde de tüm Müslümanlar birbirleri ile doğrudan ilişki içinde olacak, birbirlerinin sorunlarını yakından tanıyacak, dayanışma içine girecek ve “tüm Müslümanlar kardeştirler” ilkesi temel alınacaktır. Böylece, Türk-İslam dünyasını sevgi, kardeşlik ve dayanışma temeli üzerine kurulu bir potada eritirken üye ülkelerin aralarındaki muhabbeti ve işbirliğini de arttıracaktır. Kuran ahlakının gereği olan Müslümanlar arasındaki dayanışma konusundaki hükümler, tüm Müslümanlar tarafından dikkate alınmalıdır. Allah Kuran’da insanlara mal hırsından korunmayı, ihtiyaç içinde olanları koruyup gözetmeyi ve yardımlaşmayı emretmiştir.

Allah inananlara karşı çok merhametli ve çok bağışlayıcıdır. İnananlar Allah’ın kendilerini bağışlamasını, sevmesini, korumasını istedikleri gibi diğer insanlara karşı da affeden, hoşgören ve koruyan olmalıdırlar. Bir Kuran ayetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?
Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.”
(Nur Suresi, 22)

Ayrıca Yüce Rabbimiz, Kuran’da iman edenlerin birbirlerinin velileri olduğunu bildirmiştir. (Tevbe Suresi, 71) Dost, yardımcı, destekçi, koruyucu gibi anlamlar içeren “veli” sözcüğü, Müslüman toplumlar arasındaki dayanışmanın ve desteğin önemini vurgulamaktadır.

İslam ahlakının özü barış, sevgi, şefkat, kardeşlik ve fedakarlıktır

Türk-İslam Birliği, yalnızca Müslümanlara değil tüm insanlığa barış getirmeyi hedef edinmeli, aldığı kararlarda ve uygulamalarında barışsever ve uzlaşmacı bir tavır sergilemelidir. İslam’ın özü, Allah’ın Kuran’da bildirdiği güzel ahlaktır. Bu ahlak iman edenlerin, sevecen, yumuşak huylu, şefkatli, hoşgörülü, adil, anlayışlı, sabırlı ve fedakar olmalarını gerektirir ve insanları huzur ve barış dolu bir dünyaya davet eder.

Müslüman Allah’tan korkan ve O’nun emirlerine uyan, Kuran ahlakını titizlikle uygulamaya çalışan, dünyayı güzelleştiren, barışı ve huzuru hakim kılan insandır. Amacı insanlara güzellikte, iyilikte ve hayırlı davranışlarda bulunmaktır.

Bu nedenle Türk-İslam Birliği’nde İslam ahlakının insanlara kazandırdığı fedakarlık, kardeşlik, dostluk, dürüstlük, adalet, sadakat, vefa ve hizmet anlayışı en güzel şekilde temsil edilmelidir.

Türk-İslam-Birliği from Yeni Osmanlilar on Vimeo.

İnsanların fikir, düşünce ve yaşam özgürlüğünü güvence altına alan İslam ahlakı, insanlar arasında gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerinin hakkında olumsuz konuşmayı ve hatta olumsuz düşünceyi (zannı) dahi yasaklar. Müslümanların oluşturduğu bir birliğin de, bu esasları temel alarak dünya barışı için faaliyet göstermesi gereklidir.

Müslüman toplumunun özelliği itidalli ve dengeli olması, insanlara iyiliği emredip onları kötülükten sakındırmasıdır.

Rabbimiz, Bakara Suresi’nin 143. ayetinde Müslümanların insanlara şahit ve örnek olmak üzere, “orta bir toplum” olduklarını bildirmiştir.

Bir başka ayette ise, Müslümanların insanlığa hayırlı bir toplum olmaları gerektiği şu şekilde bildirilmiştir:

“Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam’a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz…”
(Al-i İmran Suresi, 110)

Allah’ın Kuran’da bildirdiği özellikleri yaşayan Müslümanların meydana getirdiği bir birlikteliğin, bütün bu güzel ahlak özelliklerinin koruyucusu ve en güzel temsilcisi olması gerektiği açıktır.

İslam ahlakının güzelliklerini yaşamak

Ekonomik ve toplumsal sorunların çözümü ile toplumsal ahlak arasında önemli bir ilişki vardır. Örneğin, ekonomik sorunların en önemlilerinden biri olan sosyal adaletsizlik, temelde ahlaki bir sorundur. İslam ahlakını özümsemiş bir toplumda sosyal adaletsizlik yaşanmaz. Allah Kuran’da insanların ihtiyaçlarından arta kalanı, ihtiyacı olanlarla paylaşmalarını tavsiye etmiştir. Ayrıca israf, Allah’ın haram kıldığı bir fiildir. Maddi imkanların belirli insanlara imtiyaz sağlayan bir unsur haline gelmemesi, yalnızca bir grup insan tarafından paylaşılan bir ayrıcalık olmaması Kuran ahlakının gereğidir.

Kuran ahlakı sosyal dayanışmayı gerektirir ve insanların birbirlerinin ihtiyaçlarını gözetmelerini emreder. Hatta, Müslümanlar kendi ihtiyaçları olsa dahi ellerindeki yemeği öncelikle fakirlere ikram edecek kadar fedakar bir ahlaka sahiptirler. Üstelik bunu karşılarındakinin memnuniyeti için değil Allah’ın rızasını kazanmak için yaparlar. Kuran’da şöyle bildirilmektedir:

“Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz size, ancak Allah’ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür.”
(İnsan Suresi, 8-9)

Bireyler arasındaki dayanışma ve yardımlaşma kolaylıkla milletler arası ilişkilerde de sağlanabilir. Burada da İslam ahlakı, Türk-İslam Birliği’ne üye ülkelere yol gösterecektir.

Bir yanda abartılı lüks tüketimde bulunan bir ülke varken, diğer tarafta yeni doğmuş binlerce bebeğin açlıktan ölüyor olması kabul edilebilir bir durum değildir. Vicdan sahibi her insan bu durumdan rahatsızlık duyar.

Allah’ın Kuran’da emrettiği ahlakın gereği olarak israf önlendiğinde, dayanışma ruhu geliştirildiğinde, insanlar paylaşmaya teşvik edildiğinde ve özellikle insanlar vicdanlarını kullanmayı öğrendiklerinde, ekonomik dengesizlikleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olacaktır.

Alo! Kanka, Adam Kesiyolar Koş!

Son günlerde memleketimizin emniyetini tehdit eden olaylar çoğalmaya başladı. Son olarak İstanbul’un göbeği Bostancı’da 1 polisimizin (Allah rahmetiyle muamele buyursun. Annesinin de dua ettiği gibi: İki Cihanda işi rasgitsin….) şehid olması artık vatandaşlarımızın daha duyarlı olması gerektiğini ortaya koydu.

Pek çoğumuz ambulansı, itfaiyeyi rahatlıkla arıyoruz. Hatta 112 yi arayıp da dalga geçenlerin sayısı -ülke genelinde- pek de azımsanacak gibi değil. Söz konusu Emniyet Güçleri olduğunda ise ihbar – şikayet hususunda tembel (hatta korkak ve aciz) kalıyoruz. Oysa çekinecek hiçbir şey yok. Çünkü:

1- Çünkü emniyet teşkilatı artık daha “canayakın”.

2- Yaptığınız ihbarlar gözardı edilmiyor.

3- Eğer bir çekinceniz varsa ihbarınızı kimlik bilgilerinizi belirtmeden yapabiliyorsunuz. [Eğğer ihbarınız devlet memurlarını suçlar nitelikteyse kimlik bilgileri ve belge gerekiyor]

Başlığa gelince:

İstanbul emniyet müdürlüğünün 8 Nisan 2008 de başşlattığı uygulamanın adı: Alo Kanka. Bu hizmetle her operatörden 1550’a kıısa mesaj atarak ihbar ve şşikayette bulunabiliyorsunuz. Aslında uygulama gençler için düşünülmüş.

Örneğin ben kankama “Allah tüm emniyet teşkilatımızdan razı olsun. Sizlerin sayesinde evimizde güvendeyiz. İşleriniz rasgitsin.” diye bir mesaj gönderdikten 10 dk sonra, 1550’dan “Hakkıımızdaki iyi niyetli dileklerin için teşekkürler Kanka 🙂 ” gibisinden bir mesaj geldi. Gerçekten harika bir uygulama… Bu yaşıma rağmen ben bile çocuklaştım. Bi garip oldum !

Bu haberde sizlere Alo Kanka uygulamasını tanıtacağım. Kankayı her türlü konu için rahatsız edebiliyorsunuz. Matematik dersinden aldığıınız notun bile iyi mi kötü mü olduğunu söylüyor. Kanka’nın gönderdiği mesajlar otomatiktir diye gelmesin aklınıza!!! Mesajlar İ.E.G.M ‘de polis memurları atıyor…

1550 Alo Kanka SMS sistemi;

Kullanıcıların cep telefonlarının mesaj bölümüne girerek yazacakları mesajı bütün operatörlerden 1550′ ye kısa mesaj olarak yollaması ile calışır. (Turkcell, Avea, Vodafone)
Sisteme gelen mesajlar sırasıyla okunup cevaplandırılmaktadır.

Alo Kanka sistemi nasıl ücretlendirilir?
Vodafone: 1 SMS 2 kontör kullanıcıya
Cevap: 1 SMS 2 kontör kullanıcıya

Turkcell: Şimdilik ücretsiz – Yakında: 1 SMS 2 kontör kullanıcıya
Cevap: 1 SMS 2 kontör kullanıcıya

Avea: Şimdilik ücretsiz – Yakında: 1 SMS 2 kontör kullanıcıya
Cevap: 1 SMS 2 kontör kullanıcıya

Alo Kanka sistemi bütün operatörler için geçerli mi?
Evet. Bütün opertörlerden mesaj atabilirsiniz.

Alo Kanka tüm Türkiye’ de geçerli mi?
Sms hizmeti tüm Türkiye’ de geçerlidir. Sadece ihbar ve şikayetler İstanbul bölgesinde ise değerlendirilmektedir.

Alo Kanka’ ya attığım mesaja neden cevap verilmedi?
Alo Kanka’ ya atılan mesajlar içeriğine göre değerlendirilip cevap yazılmaktadır. Hizmet amacı dışında atılan mesajlara cevap verilmemektedir.

Alo Kanka’ ya atılan mesajlar gizli tutuluyor mu?
Evet. Yollanan mesajlar sistemde kayıtlı tutulup özel bilgiler 3. şahıslar ile paylaşılmamaktadır.

Alo Kanka’ ya atılan mesajlara kim cevap veriyor?
Alo Kanka’ ya atılan mesajlara İstanbul Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından cevap verilmektedir.

Örnek: ” Mesaj: Kanka matematikten 85 aldım nasıl sence ?

Kankayla ilgili geniş bilgi için İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili sayfasına bakabilirsiniz.

http://alokanka.iem.gov.tr/index2.php